Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Bağlama
#1
Tanımı:
Ülkemizde kullanımı en yaygın olan telli bir Türk Halk Çalgısıdır. Yörelere ve ebatlarına göre bu çalgıya, Bağlama, Divan sazı, Bozuk, Çöğür, Kopuz Irızva, Cura, Tambura vb. adlar verilmektedir. Bağlama ailesinin en küçük ve en ince ses veren çalgısı Curadır. Curadan biraz daha büyük ve curaya göre bir oktav kalından ses veren çalgı ise Tamburadır. Bağlama ailesinin en kalın ses veren çalgısı ise Divan Sazı'dır. Tamburaya göre bir oktav kalından ses verir.

Bağlama; Tekne, Göğüs ve Sap olmak üzere üç ana kısımdan oluşmaktadır. Tekne kısmı genelde dut ağacından yapılmaktadır. Ancak dut ağacının dışında ardıç, kestane, ceviz, gürgen gibi ağaçlardan da yapılmaktadır. Göğüs kısmı ladin ağacından, sap kısmı ise gürgen, ak gürgen veya ardıç ağacından yapılmaktadır.

Sap kısmının tekneden uzak kısmı üzerinde tellerin bağlandığı Burgu adı verilen parçalar vardır. Bağlamanın akordu bu burgular kullanılarak yapılmaktadır. Sap kısmı üzerinde misina ile bağlanmış perdeler bulunmaktadır. Bağlama Mızrap veya Tezene adı verilen kiraz ağacı kabuğu veya plastikten yapılan araçla çalındığı gibi bazı yörelerimizde parmakla da çalınmaktadır. Bu çalım tekniğine Şelpe adı verilmektedir.

Bağlama üzerinde ikişerli veya üçerli guruplar halinde üç gurup tel bulunmaktadır. Bu tel gurupları değişik biçimlerde akort edilebilmektedir. Örneğin bağlama düzeni adı verilen akort biçiminde alt gruptaki teller yazılış itibariyle La, orta guruptaki teller Re, üst guruptaki teller ise Mi seslerini vermektedir. Bu akort biçimi dışında Kara Düzen (Bozuk Düzen), Misket Düzeni, Müstezat, Abdal Düzeni, Rast Düzeni vb. akort biçimleri de vardır.


Bağlamada nota yerleri :

   

   
Ara
Cevapla
#2
Şelpe Tekniği
Kendi içinde çok değişik şekilleri ve çeşitli özellikleri bulunan şelpe tekniğinde, elin bütün tellere yukarıdan aşağı ve aşağıdan yukarı vurulması gibi iki temel fonksiyon vardır. Vuruş şekli, ifade ve tını olarak farklı anlayışta olan bu iki fonksiyon, kendi içinde de çeşitli özellikler göstermektedir.

Yukarıdan aşağı yapılan vuruşlar genellikle iki türlüdür. Bunlardan biri; başparmak hariç, diğer dört parmakla yukarıdan aşağı bütün tellere vurulmasıdır. Bünyesinde bir çok özelliği barındıran bu vuruş da kendi içinde ikiye ayrılmaktadır. Bunlardan biri, bütün tellere başparmak hariç diğer dört parmakla bir bütün halinde vurulmasıdır.

Diğeri ise başparmak hariç serçe parmak, yüzük parmağı, orta parmak ve işaret parmağının sırasıyla bütün tellere taramalı olarak hızla vurulmasıdır.

Bu vuruşlar ezginin ilk darpları olmaları nedeniyle önemlidir. Çok yumuşak uygulanabildiği gibi genellikle belli bir şiddetten çok kuvvetliye kadar değişik sertlik derecelerinde yapılmaktadır. Böylece ezginin yapısına ve karakterine göre usulün çok değişik zamanlamalarına gelebilen bu vuruşların, kesik kesik ve kuvvetli uygulanmasıyla da ezginin ruhunda dirilik ve coşku yaratılmış olmaktadır. Genellikle usullerin başında,, ortasında veya hem başında hem de ortasında yer alabilen bu tanforlar, kimi zaman usulün çok değişik yerlerine gelebilmektedirler. Bu da monotonluktan uzaklaşmada ve havanın değişmesinde etkili olmaktadır.

Genellikle yalın ve küçük ezgileri belli bir ritim kalıbı temeline oturtup, uzun bir zaman dilimi içinde çalıp söyleyen Doğu Bölgesi Alevi-Bektaşilerinde tanfor anlayışının en ince örneklerini görmek mümkündür. Öyle ki, zaman zaman inançlarında önemli bir yeri olan Allah, Muhammet, Ali üçlemesini ifade eden üç tanforu, peş peşe getirerek ezginin çeşitli yerlerinde ustalıkla kullanabilmektedirler. Bunun yanında Anadolu genelinde tanforlarla şekillenmiş çok çeşitli ezgi ve ritim kalıpları meydana gelmiştir. Bir eserin tümü zaman zaman bu tarz şekillenmiş ezgi ve ritim kalıplarının birleşmesinden oluşabilmektedir. Teke bölgesinde sıkça rastlanılan bu uygulamaya Avşar Beyleri adlı ezgi iyi bir örnektir. Bu tarz uygulamalara Doğu bölgelerimizde de rastlanılmaktadır. Örneğin Aşık Nesimi Çimen; kendi anlayışına göre oluşturduğu tanforlardaki 7/8'lik usul kalıbını farklı usuldeki ezgilerin bitişinde dahi kullanmaktadır. Bu uygulamayı çokça benimsemiş olan Çimen'in uzun hava tarzı açışlarında özellikle tanforlarla süslediği hızlı ezgilerle karar sesine varması dikkat çekicidir. Anadolu'nun genelinde sağ elin yukardan aşağı vuruluşunda dikkat edilecek bir husus da tırnak ve el hışırtısının çıkan tınıya katılması ve bunun bir zevke dönüşmüş olmasıdır. Özellikle Doğu Anadolu Alevi-Bektaşi'leri için tırnak hışırtısı vazgeçilmez bir alışkanlık durumundadır.

Anadolu'da sağ elin yukardan aşağı vuruluşuna ait genelde görülen bir diğer özellikte, tellerle birlikte aynı zamanda göğse de sert bir darp vurarak ses çıkarılmasıdır. Bu uygulama Doğu yörelerimizde de görülmesine rağmen genellikle Teke Bölgesi Yörükleri ile karakterize olmuştur. Özellikle zeybek havalarında karşılaşılan değişik kullanımları vardır. Teke bölgesi Yörüklerinde "fiske, fıska, tıska ve tokatlama" gibi adlar alan bu vuruşta önce sağ el başparmağı işaret ve orta parmağın ortasına gelecek şekilde yumruk yapılır. Bunu takiben önce orta parmak sonrada işaret parmağı olmak üzere, iki parmak peşpeşe ve hızla göğse vurularak el aşağıda açık konuma getirilir.

Bu vuruşta işaret ve yüzük parmağı da göğse değiyor gibi görünse de asıl işlevi orta ve işaret parmağı yapmaktadır. Zeybeklerde bu ifade adeta, zeybek oynayan çok sayıdaki kişinin ayak seslerini tasvir etmektedir. Bu darplar genellikle düzenli olarak tek yapıldığı gibi, istenildiğinde üst üste iki defada uygulanabilmektedir ( Ömek Ağır Zeybek ve Fethiye Zeybeği). Bunun yanında piano ve forte olmak üzere değişik şiddetlerde görülen bu vuruşların, bir ezgi içinde çok aralıklı olarak uygulandığı da görülür. Göğse parmaklarla darp vurularak ses çıkarılması ve bu sesin müziğin içinde kullanılması fikri, kopuzun tarihinde çok eskilere dayanmaktadır. Asya Türklerinde de bu uygulamaya sıkça rastlanılmaktadır. El ile çalmanın çok eski dönemlerinden beri süregelen bu vuruş, mızrap kavramıyla birlikte devam ettirilmiştir. Günümüzde hala sürdürülen bu ifade ile ezginin istenilen herhangi bir yerinde göğse bir ya da peşpeşe iki darp vurularak renk katılmaktadır.

Göğse darp vurarak ses çıkarılmasında Anadolu'da karşılaştığımız ikinci şekil, yalnızca orta parmağın göğse vurularak ses çıkarılmasıdır. Genellikle doğu bölgelerimizde adeta ezgiye dem tutarcasına kullanılan bu ifadede de, daha çok işaret parmağı ile ezgi çalınırken orta parmakla göğse vuruşlar yapılmaktadır. Bu uygulama da mızraplı bağlamaya geçmiştir Mızraplı bağlamada da alışkanlığa göre, orta veya yüzük parmağı göğse darplar vurmak suretiyle ezgiye eşlik etmektedir.

Sağ el şelpe tekniği ifadelerinden bir diğeri de, yalnızca işaret parmağı ile bütün tellere yukarıdan aşağı vurmadır. Bu vuruşta diğer üç parmak hafifçe kapatılarak işaret parmağının hareket alanı genişletilir ve yukardan aşağı bütün tellere vurulur. Burada da vuruluş şiddetine bağlı olarak tırnak hışırtısı, kesik ifade ve tanfor özellikleri gerçekleştirilebilir. Ancak, bunların hiç biri olmadan yumuşak bir vuruş da yapılabilir. El ile çalışın görüldüğü hemen her yörede rastlanılan bu vuruş, saz boyunun büyükçe olması dolayısıyla doğu bölgelerimizde daha rahat ve özgür bir yapıdadır. Teke bölgesinde ise, üçtelli bağlamaların küçük boyda olmaları nedeniyle bu vuruş, daha küçük hareketlerle yapılmaktadır.

Şelpe tekniğinin temel fonksiyonlarından bir diğeri de, aşağıdan yukarıya yapılan vuruşlardır. Kendi içinde çok değişik şekilleri ve özellikleri bulunan bu vuruşlar genellikle ezginin işlenmesi, tanforların belirlenmesi, tanforların dışındaki yerlerin doldurulması vb. işlevleri yerine getirmektedir.

Aşağıdan yukarı yapılan vuruş şekillerinden biri. elin aşağıda açık pozisyonda iken yukarı doğru vurulmasıdır. Bu vuruşta ağırlık, İşaret parmağındadır. Diğer parmaklarda hafifçe tellere değseler bile, asıl vuruş işaret parmağının iç kısmıyla yapılmaktadır.

Aşağıdan yukarı vuruş şekillerinden bir diğeri orta, yüzük ve serçe parmaklarının hafifçe kapatılması ve işaret parmağı ile tellere aşağıdan yukarı doğru vurulmasıdır. Bir önceki vuruşa göre çok daha rahat ve hızlı olabilmesi bakımından, genellikle tercih edilen vuruş budur. Teke yöresinde bu vuruşa ''tekli''de denmektedir. Bu yörede bir ikinci tekli vuruş çeşidi de orta parmakla yapılandır. İşaret parmağı ve orta parmakla yapılan tekli vuruşların, bir bütün halinde düşünülüp peşpeşe uygulanmaları ile oluşan vuruşa Teke yöresinde genellikle ''ikili'' ya da ''iki parmak'' denilmektedir. İkili vuruşta işaret parmağı, biraz orta parmağın hizasına kaydırılarak parmaklar arasında bir paralellik sağlanır. Yüzük ve serçe parmaklarının hafifçe kapatılması ile rahatlayan bu iki parmakla tellere kısa aralıklarla hızla vurulur. Parmakların tellere peşpeşe vurulması nedeniyle hızlı bir senkop oluşturan bu vuruşun, Doğu bölgelerinde özel bir adı olmamakla birlikte özellikle "Aşıklama" denilen tavırda kullanılmaktadır. Arguvan Emirler yöresinde çokça rastlanılan bu kullanımın yanında, aşıklama ifadesinin bilinen en yaygın vuruş şekli, alttan yukarı başparmak ve işaret parmağının hızla vurulması ile yapılandır.

Şelpe tekniği alttan yukarı vuruşlarından, Teke yöresinde olup da, doğu bölgelerimizde görülmeyen önemli bir ifade, adına genellikle "tarama'' denilen vuruş şeklidir. Alttan yukarı sırasıyla yüzük, orta ve işaret parmaklarının peşpeşe, hızla vurulmalarıyla oluşan bu ifade, Teke yöresinin karakteristik ve temel bir vuruşudur. İlgili parmakların bükülmek suretiyle uygulandığı bu vuruş, Teke yöresinde adeta bir kalıp haline dönüşmüştür. Genellikle aşağıdan yukarıya parmaklar hızla, peşpeşe vurulur. Ancak ezgiye göre parmak hareketlerinin yavaş ve tek tek uygulandığı da görülmektedir.

Anadolu el ile bağlama çalma geleneği şelpe tekniği, üstten ve alttan vuruşlarının birlikte uygulanışında iki olgu göze çarpmaktadır. Birincisi, ezgiye göre üstten ve alttan yapılan vuruş çeşitlerinden birinin veya bir kaçının düzensiz olarak uygulanmasıdır. Çeşitli vuruşların birleşiminden oluşan bu kalıpların, zaman zaman bir ezginin hemen bütünü boyunca devam ettiği görülebilir. Teke yöresinin Avşar Beyleri adlı uzun havası buna iyi bir örnektir. Dikkat edilecek olursa, üstten tek vuruş ve iki kez tekrarlanan alttan üç parmak tarama vuruşunun birleşiminden oluşan kalıp eserin bütününde uygulanmaktadır. Bunun gibi, daha fazla sayıda üstten ve alttan vuruşların birleşiminden oluşup ezgi bütününde tekrarlanan geniş vuruş kalıpları da vardır. Ezgi boyunca genel bir icra temasının oturtulduğu bu anlayışa, değişik şekilleriyle Teke ve doğu yörelerimizde rastlanılmaktadır. Bir üçüncü şekilde bu iki olgunun birlikte uygulanmasıdır. Bir ezgi bütününde üstten ve alttan serbest yapılan vuruşların yanında düzenli vuruş kalıplarının da kullanıldığı bu uygulamaya Teke ve doğu yörelerimizde rastlanılmaktadır.

Şelpe tekniğinin yurt genelinde bağlamada asıl uygulanma :.eri göğüste, sap birleşimine yakın bir noktadadır. Ancak, Teke yöresinde sap üzerinde çalınan parmak vurma tekniği ile beraber sap üzerinde de uygulanabilmektedir. Şelpenin hemen her hareketinin yapılabildiği bu bölgede çıkan şelpe tonu göğüstekinden biraz farklıdır.

Tel Çekme Tekniği

Tel çekme, bağlamanın temel tekniklerindendir. Parmakla teli çekerek ses çıkarmayı ifade eden bu teknik, kopuzun ilk dönemlerinden bu güne kadar gelişerek süregelmiştir. Anadolu'da el ile bağlama çalma geleneğinin genelinde rastlanılan bu icra şekli, Doğu yöreleri ve Teke Bölgesinde farklılıklar içermektedir. Bu pozisyonda genellikle alt ve orta tel için işaret parmağı alttan yukarı, üst tel için ise başparmak kullanılarak yukarıdan aşağı çekilmek suretiyle ses çıkarılmaktadır. Doğu yörelerimizde genellikle uzun hava icralarında, zaman zaman da ritmik ezgilerde kullanılan bu teknikte, ezginin her sesine birebir vuruşlar gelebilmektedir. Kendisine özgü bir tını karakteri olan bu tekniğin tipik özelliği, sağ el ile az sayıda vuruş yapıp sol el ile olabildiğince çok sayıda ses çıkarılmasıdır. Kanımızca, özellikle hızlı ezgilerde her notaya bir vuruş yapmanın zorluğu bu anlayışı doğurmuş olmalıdır.

Teke bölgesinde bu teknik, doğu yörelerimizden daha farklı bir şekilde uygulanmaktadır. Genellikle boğaz havalarının icrasında kullanılan bu tekniğin en tipik örneği, Ramazan Güngör'de görülmektedir. Sanatçı, küçük olan üçtelli bağlamayı aşağıdaki resimdeki gibi, üst ve alt iki kenarından kavrayarak işaret parmağını boşta bırakmakta ve yalnızca işaret parmağı ile teli birazda göğse bastırarak yukarı doğru çektirmektedir. Teke bölgesi üçtelli bağlamaları da doğu yörelerimizde olduğu gibi, az vuruş yapıp, çok sayıda ses çıkarma anlayışı ile çalınmaktadır. Ancak, üçtelli bağlamada tel çekme tekniği esnasında çıkan tını daha sivri ve daha keskin bir karakterdedir.

Parmak Vurma Tekniği

Parmak vurma tekniği; Anadolu el ile bağlama çalma geleneği içerisinde yer alan ve dünyada yalnızca Anadolu'nun Teke bölgesi Yörük Türkmen kültürüne ait özgün bir ses çıkarma tekniğidir. Bu teknik, şelpe ve tel çekme teknikleri gibi bağlamanın köklerine uzanan derin bir tarihe sahip değildir. Bağırsak tel ile mümkün olmayan, ancak madeni telin kolay tınlamasına bağlı olarak gelişen bu tekniğin, iyimser bir bakışla madeni tellerin bağlamaya takılışına kadar uzanan bir geçmişi vardır. Kanımızca, bu nedenle parmak vurma tekniği, Anadolu genelinde yaygınlık kazanamamıştır. Zira, Anadolu insanının bağırsak telden madeni tele ancak yakın zaman önce geçebilmiş olması ve Yörüklerin göçebe yaşam tarzı nedeniyle diğer topluluklardan uzak olmaları, bu tekniğin Anadolu geneline yayılmasını engellemiştir. Bu teknik yörede ''parmak vurma, parmak koyma" gibi terimlerle adlandırılmaktadır. Ömer Akpınar Ahmet Yamacı'nın parmak vurmaya ''bana bana, bandıra bandıra çalma'' anlamında ''damak'' dediğini nakletmektedir. Teke yöresindeki yaşlılar, eskilerin bu tarzda çalarken sazın yönünü yukarı çevirdiklerini söylemektedirler. Bu anlayış kanımızca, Anadolu genelinde görülen sazın yukarıya, Hak'ka doğru çalınması inancıyla ortak olmalıdır.

Parmak vurma tekniği; bağlamada açık tellerin bir tam beşli tizindeki perdeye genellikle işaret parmağı, bazen de orta parmakta vurulup çekilmesini ifade eden bir ses çıkarma tekniğidir.


Erol Parlak
Ara
Cevapla
#3
BAĞLAMADA BOYUTLAR VE SES TONLARI



1-Meydan Sazı
110 Frekanslı LA sesine akort edilir.

Tekne boyu 52,5 cm
Tekne eni ve derinliği 31,5 cm
Sap boyu 70 cm
Tel boyu 112 cm

2-Divan Sazı
146 Frekanslı RE sesine akort edilir.

Tekne boyu 49 cm
Tekne eni ve derinliği 29,4 cm
Sap boyu 65 cm
Tel boyu 1 04 cm

3-Bağlama
220 Frekanslı LA sesine akort edilir.

Tekne boyu 41,5 cm
Tekne eni ve derinliği 24,9 cm
Sap boyu 55 cm
Tel boyu 88 cm

4-Tanbura
293 Frekanslı RE sesine akort edilir.

Tekne boyu 38 cm
Tekne eni ve derinliği 22,8 cm
Sap boyu 50 cm
Tel boyu 80 cm

5-Bağlama curası
440 Frekanslı LA sesine akort edilir.

Tekne boyu 26,5 cm
Tekne eni ve derinliği 15 cm
Sap boyu 36 cm
Tel boyu 58 cm



6. Tanbura Curası
586 Frekanslı RE sesine akort edilir.

Tekne boyu 22,5 cm
Tekne eni ve derinliği 13,5 cm
Sap boyu 30 cm
Tel boyu 48 cm
Ara
Cevapla
#4
Bağlamanın Tutuluşu

Çalgıların tutuluşu ve çalınış biçimleri, çoğunlukla insanların doğal duruş ve oturuş pozisyonlarına göre geliştirilmiştir. Yapısal olarak ta insanların bu pozisyonlarına göre şekillendirilmiş ve bir çalış tekniği kazandırılmıştır.

Bağlama ise hem çalınış biçimi, hem de yapısal (fiziksel) olarak insanın oturuş pozisyonuna göre geliştirilmiş çalgılardandır.

Bağlamadan temiz ve güzel bir ses çıkarmak için ilk şart, çalgının doğru tutulmasıdır. Bağlamanızı doğru tutabilmek için aşağıdaki kuralları dikkatle uygulamanız gerekmektedir.

1- Vücut yapınıza uygun bir sandalyeye dik olarak oturunuz. Ayaklarınızı yerden destek alabilecek şekilde ve topuklar birbirinden 30-35 cm açıklıkta rahatça yere basınız.

2- Bağlamanın teknesini sağ bacağınız ile vücudunuzun birleştiği bölgeye
yerleştiriniz. Bu konumda bağlamanın göğsü tam karşıya bakmalıdır. (Fotoğraf No 1 ) Sağ kolunuzu üstten fotoğraftaki gibi bağlamaya koyarak hem yere doğru hem de vücudunuza doğru bir kuvvet uygulayarak sol elinizin yardımı olmadan 1 numaralı fotoğraftaki gibi dengede durmasını sağlayınız. Bağlamanın sapını yere paralel konumdan çok az yukarıya doğru kaldırarak hafif çapraz bir konuma getiriniz.

   

Sol El Pozisyonu

Sol elinize ve parmaklarına herhangi bir kuvvet uygulamadığınız zaman doğal konumda 2 numaralı fotoğraftaki gibidir.

Bu konumda baş parmak ile işaret parmağı arasındaki boşluğa dikkat edildiğinde ''U'' şeklinde bir ovalliğe sahip olduğunu göreceksiniz. Bağlamanın sapı ise elinizin bu biçimine göre yapılmıştır.

Sol el parmaklarına herhangi bir kuvvet uygulamadan sapa getirerek herhangi bir perdede sol eldeki bu ovalliği 3 numaralı fotoğrafta görüldüğü gibi sapa temas ettiriniz.

       

Perdelere Basış

Sapa temas etmiş durumda olan sol elinizin işaret parmağını (1. parmak) dik ve tırnak bağlamanın göğsünü gösterecek şekilde basınız. (Fotoğraf No: 4) Diğer parmaklar ise sapın üzerinde, tele basmadan fakat her an basacakmış gibi bir konumda durmalıdır .

2., 3., ve 4.parmakların da perdelere basış şekli işaret parmağında (l. parmakta) olduğu gibi yine dik ve tırnak bağlamanın göğsünü gösterecek şekilde olmalıdır. (Fotoğraf No: 5)

       

Sol Eldeki Yanlış Pozisyonlar

6 numaralı fotoğrafta sol elin yanlış bir pozisyonu görülmektedir. Bu pozisyonlardaki ilk hata işaret parmağının (1. parmağın) yatık ve tırnağın bağlamanın göğsünü değil yukarıyı göstermesidir. Bu şekilde basan parmağın daha çok yatay bir çalış pozisyonuna sahip olan bağlamanın sapı üzerinde hareket etmesi daha güç olacaktır.

İkinci bir hata ise 2.,3. ve 4 parmakların sap üzerinde değil, sapın altında durmasıdır. Bu konum da parmakların yerinden çıkıp perdeye zamanında basması zor olacaktır. Bu nedenle 2., 3. ve 4. parmaklar ve sol elin konumu 4 numaralı fotoğraftaki gibi olmalıdır.

Bu fotoğrafta görülen diğer bir hata ise baş parmağın duruşudur. Bu pozisyonda baş parmağın işaret parmağı ile aynı hizada olması gerekirken sapın arka tarafına kaymıştır. Baş parmak kullanılması gerektiği zaman parmağın bu pozisyondan çıkıp perdeye zamanında basması çok zordur.


   

Tezenenin Tutuluşu

Sağ elinize ve parmaklarına herhangi bir kuvvet uygulamadığınız zaman doğal konumda 7 numaralı fotoğraftaki gibi olduğunu göreceksiniz.* Bu konumdaki elinizin baş parmağının ucu ile işaret parmağının arasına tezeneyi koyarak hafifçe tutunuz. Elinizin 8 numaralı fotoğraftaki şekli aldığını göreceksiniz. Tezenenin en doğru tutuş şekli olan bu konuma tel üzerinde de dikkat ediniz.

       

Tezenenin Telde Çalışması
(Telden Ses Çıkarma)

Tezene tuttuğunuz elinizi hiç bozmadan göğsün tam ortasına 9 numaralı fotoğrafta görüldüğü gibi tezenenizi telin üzerine koyunuz.

Daha sonra baş parmağınızın ucu ile dışa doğru ve bilekten gelen bir hareket
İle aşağıya doğru itiniz.

Aşağıda kalan tezeneyi yukarıya doğru bu defa işaret parmağınızın ucuna kuvvet uygulayarak yukarıya ve göğüse doğru yine bilekten gelen bir hareket ile çekiniz.

Bağlamada tezenenin çalışması ya aşağıya ya da yukarıya doğrudur. Tezene
Çalışırken sağ eldeki hareketin bileği aşıp dirseğe ve omuza ulaşması doğru değildir.

   

Bütün hareketler bilekten ve ilgili tel üzerinde teli fazla aşmadan mümkün olduğu kadar küçük hareketler ile yapılmalıdır. Tezene yukarıdan aşağıya doğru vurulduğunda çok aşağıya, aşağıdan yukarıya doğru çekildiğinde çok yukarıya çıkmamalıdır. Çünkü geniş hareketler (büyük hareketler) için daha çok zaman gerektiğinden küçük süreli (küçük zamanlı) notaların icrasında büyük hareketlerle sol elin bastığı seslere yetişemeyeceğinden sesler bozuk çıkacaktır. Bu nedenle sağ eldeki hareketler tek tel üzerinde (tavırlar hariç) ve küçük olmalıdır.


Tezene ile yukarıdan vurarak ve aşağıdan çekerek çıkardığınız sesler birbirine eşit frekansta (şiddette) ve dengeli olmalıdır. Bu dengeyi sağlayabilmek için eliniz ve tezeneniz tel üzerinde 9 numaralı fotoğrafta görüldüğü gibi olmalıdır.


Sağ Eldeki Yanlış Pozisyonlar

Tezene ve elin 10 ve 11 numaralı fotoğrafta görüldüğü gibi çalışması durumunda yukarıdan vurduğunuz sesler ile aşağıdan çektiğiniz seslerin şiddeti birbirine eşit olmayacaktır. Bu nedenle 10 ve 11 numaralı fotoğrafta görülen el ve tezenenin pozisyonu yeterince doğru değildir.

       

12 numaralı fotoğrafta tezene ve el hem alt eşiğe fazla yaklaşmış hem de 2., 3. ve 4. parmakların duruşu elin doğal duruşuna aykırıdır. Böyle bir pozisyonda çalgıdan çıkaracağınız sesler hem sert hem de doğal olmayacaktır.

13 numaralı fotoğrafta ise görüldüğü gibi tezene ve el göğüsün ortasında değil bu defa sapa fazla yaklaşmıştır. Bu pozisyonda çıkaracağınız sesler yine çalgının gerçek tonunu (tınısını) yansıtmayacak ve aşırı yumuşak olacaktır.

       

Bu nedenle 12 ve 13 numaralı fotoğraflardaki el ve tezene pozisyonları da yeterince doğru değildir.


* Elleriniz yanda yürürken sağ ve sol elinizin şeklini ve parmaklarınızın nasıl durduğunu kontrol ederek karşılaştırınız.

Bağlama İçin Etüdler ve Tezene Çalışmaları
Gaziantep Üniversitesi Yayınları

Ara
Cevapla
#5
"İstanbul'dan gelir teli
Dut ağacındandır dalı
Hey Allah'ın sersem kulu
Şeytan bunun neresinde"
Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi