Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 6,775
» Son Üye: Raskoln
» Toplam Konular: 12,347
» Toplam Yorumlar: 27,543

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 4 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 4 Ziyaretçi

Son Aktiviteler
Lost Frequencies feat. Ja...
Forum: Video - Animasyon
Son Yorum: raster
07-06-2016, 15:26
» Yorumlar: 0
» Okunma: 49
Pa amb Oli i Sal
Forum: Video - Animasyon
Son Yorum: raster
05-06-2016, 20:27
» Yorumlar: 0
» Okunma: 45
Miraç
Forum: Önemli Günler ve Olaylar
Son Yorum: raster
04-05-2016, 00:23
» Yorumlar: 1
» Okunma: 67
resimlerle pokemon
Forum: Komik Resimler
Son Yorum: BAMBAMBAMPAT
12-12-2015, 14:13
» Yorumlar: 0
» Okunma: 514
POKEMON
Forum: Oyun
Son Yorum: BAMBAMBAMPAT
12-12-2015, 14:12
» Yorumlar: 0
» Okunma: 174
Outlook - Server returned...
Forum: Bilgisayar
Son Yorum: raster
03-12-2015, 11:51
» Yorumlar: 0
» Okunma: 247
Gilaburu
Forum: Botanik
Son Yorum: SeyNuaL
01-12-2015, 03:03
» Yorumlar: 1
» Okunma: 215
Vga kablo şemasi varmi lg...
Forum: Donanım
Son Yorum: raster
12-11-2015, 00:25
» Yorumlar: 1
» Okunma: 344
Atari FAQ
Forum: Bilgisayar
Son Yorum: raster
04-11-2015, 03:25
» Yorumlar: 20
» Okunma: 858
Avarızhane defterleri
Forum: Tarih
Son Yorum: raster
02-11-2015, 01:47
» Yorumlar: 0
» Okunma: 175

 
  Tüp Bebek ve Aşılama Yöntemi
Yazar: ibrahim - 08-11-2009, 20:48 - Forum: Sağlık - Yorum Yok

Tüp Bebek ve Aşılama Yöntemi

Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Sağlığı Bölümü Koordinatörü Prof.Dr.Aydın Arıcı tüp bebek tedavisinde kullanılan aşılama yöntemi ile ilgili sorularımızı cevapladı.

Aşılama nedir?

İnfertilite tedavisinde kullanılan yöntemlerin başında, ‘aşılama' denilen inseminasyon yöntemi gelir. Bu tedavide öncelikli amaç, gerekli hormon ilaçları verilerek, kadında takip altında gebelik oluşturabilecek bir yumurtanın gelişmesini sağlamaktır. İkinci amaç ise, erkeğin spermlerinin alınıp yumurtayı döllemesini kolaylaştıracak işlemlerden geçirilerek kadının rahim ağzından içeriye verilmesidir. İnseminasyon tedavisi ile başarı oranı her denemede %17-18'ler civarındadır.

Aşılama herkese uygun bir yöntem mi?

Aşılama rahim ağzı mukus problemi, cinsel ilişkiye girememe, hafif düzeydeki sperm bozuklukları ve açıklanamayan infertilitede uygulanan bir yöntemidir. Kadının yumurtaları hormonlarla uyarılır ve yumurtaların gelişimine göre işlemin uygulanacağı zaman belirlenir. Erkekten alınan semen örneği özel laboratuvar işlemlerinden geçirildikten sonra sperm sayısı, kalitesi ve hareketliliği arttırılır. Hazırlanan sperm muayene pozisyonunda özel bir kanül yardımıyla kadının rahmine verilir ve işlemden sonra hastanın yatarak yaklaşık yarım saat dinlenir. Bu işlemin başarı olması için tüplrin açık olması, hareketli sperm sayısının en az 5 milyon/ml olması ve kadının tercihan 38 yaşından genç olması gerekir.


Aşılama tedavisi ne kadar sürer?

Aşılama tedavisi adet kanaması ile başlar ve yaklaşık 12-14 gün sürer. Adet kanaması başlangıcında hastayı görürüz ve tedaviye adetin üç ya da beşinci günü arasında başlarız. İlaçların etkinliği ve yumurta gelişimini takip edebilmek amacıyla kadını belirli aralıklarla ultrasona alırız. Yumurtalıklardaki yumurta gelişimi istenilen düzeye ulaşana kadar hormon ilaçlarının uygulanmasına devam ederiz. Yumurtanın gelişimi tamamlanınca çatlatma iğnesi denilen bir iğne yaparız. Çatlama zamanı geldiğinde, hastanın eşini de çağırıp sperm alırız. Alınan bu spermleri, laboratuvarda en iyilerini, gebelik oluşturma ihtimali en yüksek olanlarını seçerek rahim içine vermek için bir dizi işlemden geçiririz. Böylelikle daha kaliteli, sayıca daha yoğun ve hareketli hale getirdiğimiz spermleri, normal muayene şartlarında plastik bir kanülle rahim içine zerk ederiz.

Bu yöntemle gebelik elde etme şansı nedir?

İnseminasyon yani aşılama tedavisi ile başarı oranı her denemede %17-18'ler civarındadır. Bu rakamları değerlendirebilmek için normal hamile kalma ve doğurganlık oranlarının bilinmesi gerekir. Genellikle doğurganlığın yaşla birlikte azalır. 20'li 30'lu yaşlardaki kadınların doğal şartlarda düzenli ilişki ile her ay yüzde 25-30 oranında gebe kalma şansları varken bu oran 40'lı yaşların başlarında yüzde 5'e düşer. Üremeye yardımcı tedavilerde başarı oranını en fazla etkileyen faktör yaştır. Dolayısı ile aşılama tedavisi ile başarı oranının her denemede %17-18'ler civarında olması oldukça iyi bir orandır. Ancak bir kaç deneme başarısızlık ile sonuçlanmışsa başka tedavi yöntemlerinin denenmesi gerekir.


Aşılama başarılı olmamışsa hangi yöntem uygulanıyor?

Eğer kadının tüplerinde tıkanma ya da yapışıklık gibi bir sorun varsa, aşılamadan önce laparoskopi ile ve ona uygun lazer ya da makasla yapışıklıkların veya tüplerin açılmasına yönelik bir operasyon gerekir. Ancak aşılama tedavisinden yanıt alınmadığı taktirde tüp bebeğe geçilmesi gerekir. Tabii burada endometriozis ya da miyom gibi bir sorun varsa, bunların da cerrahi olarak düzeltilmesi şart. İleri derecedeki erkek infertilitesinde, kadının yaşı ileri ise veya kadının tüplerinin tıkalı olduğu durumlarda en iyi tedavi yöntemi tüp bebekdir.

Tüp bebek nedir?

Tüp bebek ve ICSI (mikroenjeksiyon) gibi yardımcı üreme tekniklerinin günümüzde ulaştığı nokta, birçok infertil çifte gebeliğe ulaşma şansı tanıyor. Bu tedavide ilk amaç, gerekli hormon ilaçlarını vererek, kadında takip altında gebelik oluşturabilecek yumurtaların gelişmesini sağlamak ve bu yumurtaları yumurta toplama işlemi dediğimiz bir işlemle toplamaktır. Bunu takiben erkeğin spermleri alınarak yumurtayı döllemesini kolaylaştıracak işlemlerden geçirdikten sonra yumurtanın içine vermektir. Genellikle 3 gün sonra en sağlıklı embriyolar seçiliyor ve uygun sayıda embriyo ince bir kanül vasıtasıyla rahim içerisine yerleştiriliyor.

Anne adayına kaç tane embriyo transfer ediyorsunuz?

Transfer edilecek embriyo sayısı, anne adayının yaşına ve embriyoların kalitesine göre değişiklik gösteriyor. Normal uygulamalarda bu sayı, "en fazla üç embriyo" olarak sınırlandırılmıştır. Hatta 35 yaşından genç bayanlarda iyi kalitede 2 embriyo transferi yeterlidir. Ancak elde edilen embriyolar her zaman birinci kalitede olmayabiliyor. Bunda anne yaşı genetik faktörler ve sperm kalitesi gibi nedenler etkili oluyor. İleri yaştaki bayanlarda veya daha önce başarısız bir kaç tüp bebek denemesi geçirmiş kişilerde hekimin uygun gördüğü durumlarda bu sayıların üstüne çıkılabilir.

Embriyo sayısı neden önemli?

Çoğul gebelik, genelde 3 ya da 4 embriyo verilmesi nedeniyle tekiz gebeliklere oranla daha sık görülüyor. Ancak bunu engellemek için 2 embriyo verildiğinde de gebelik oranları azalıyor. Embriyoların 3 ya da 4'ünün birden tutması durumunda gebeliğin 9-11. haftalarında ultrason eşliğinde karından bir iğneyle girilip canlı bebek sayısının ikiye düşürülmesi öneriliyor. Bu işlemin de %5 oranında gebeliği kaybetme riski olduğundan embriyo sayısının sınırlı tutulması en önemli tedbirlerden biridir. Günümüzde Avrupa'daki bir çok merkez tek embriyo transferine yönelik çalışmalar yapmaktadır.

Çoğul gebelik neden riskli?

Yardımla üreme tedavilerinde çoğul gebelikler çok sık görülüyor. Çoğul gebelik bu tedavilerin en korkulan komplikasyonudur, zira çoğul gebelik erken doğumun yani prematüritenin en önemli sebeplerindendir. Özellikle yumurtlamanın uyarılması ve aşılama tedavilerinde bu sık rastlanan bir durumdur. Ciddi sorunlara yol açabilecek erken doğumları, çoğul gebeliğin anne ve bebeklerde yaratabileceği ciddi sorunları engelleyebilmek için embriyo redüksiyonu işlemi yapılabilir. Bu işlem ile rahim içerisindeki embriyoların sayısı azaltılıp ve kalan bebeklerin yaşama şansını arttırır. Çoğul gebelikler (özellikle üçüz veya daha fazla) gebelik sırasında annede de yüksek tansiyon, şeker gibi sorunların daha çok görülmesi riskini taşıyor.

Niçin tüm embriyolar gebeliği sağlayamaz?

Elde edilen embriyolar her zaman birinci kalitede olmayabiliyor. Bunda anne yaşı, genetik faktörler ve sperm kalitesi gibi nedenler etkili oluyor. Genellikle embriyonun içerdiği hücre sayısının, hücre boyutlarının biribirine eşit olduğu durumlarda birinci kalitede bir embriyodan söz edilebiliyor. Bunların yanı sıra embriyo normal ve birincş kalite gözükse bile kromozom yapısında bozukluklar olma olasılığı her zaman vardır. Araştırmalara göre 35 yaşından genç bayanlarda dahi embriyoların yarısının genetik açıdan normal olmadığı biliniyor. Bu oranlar 40 yaşın üstünde %80e varabiliyor. Bütün bu nedenler embriyoların ancak küçük bir bölümünün gebeliği sağlayabilmesinin nedenini izah ediyor.


Kısırlık tedavisi altındaki çiftlerde çoğul gebelik oranı nedir?

Yardımcı üreme tedavilerinde çoğul gebelikler çok sık görülüyor. Özellikle yumurtlamanın uyarılması ve aşılama tedavilerinde bu sık rastlanan bir durumdur. Aşılama tedavisinde çoğul gebelik oranları yaklaşık %35 civarındadır. Ancak tüp bebek tedavisinde transfer edilen embriyo sayısının 2 veya 3 ile sınırlandırılması ile bu oran %25-30 civarına indirilebilir. Çoğul gebeliklerde asıl sorun üçüz ve ötesi çoğul gebeliklerdir ve özellikle bunların azaltılması yönünde çalışılması gerekir.

Tüp bebek tedavisi ne kadar sürer?

Tüp bebek tedavisinin genel olarak 2 metodu vardır. Kısa metod adet kanaması ile başlar ve yaklaşık 16-17 gün sürer. Adet kanaması başlangıcında hastayı görürüz ve tedaviye adetin iki ya da üçüncü günü arasında başlarız. İlaçların etkinliği ve yumurta gelişimini takip edebilmek amacıyla kadını belirli aralıklarla ultrasona alırız. Yumurtalıklardaki yumurta gelişimi istenilen düzeye ulaşana kadar hormon ilaçlarının uygulanmasına devam ederiz. Yumurtanın gelişimi tamamlanınca çatlatma iğnesi denilen bir iğne yaparız. Bundan 34-36 saat sonra yumurta toplama işlemini yaparız. Eşinin spermi ile birleştirdikten 3 gün sonra embriyoları rahime transfer ederiz.

Tüp bebekte başarı şansı nedir?

Çiftlere uygulanan infertilite tedavisinde, denenen ilk yöntemlerin başarısız olduğu durumlarda başvurulan tüp bebek tedavisi ile, özellikle 35 yaş altı kadınlarda başarı oranı her denemede %60'lar düzeyinde oluyor. Burada kadının yaşı belirleyici faktörü oluşturuyor ve 35-37 yaş arası kadınlarda %45, 38-40 yaş arası olanlarda %30, 40-42 yaş arasında ise hamilelik oranı %15-20'ye kadar düşüyor. 42 yaş üzeri kadınlarda ise başarı oranı %10'lara düşmekteç

Kısırlık tedavisinde Türkiye'de uygulanmayan yöntemler var mı?

Kısırlık tedavisinde Türkiye'de en ileri teknikler kullanılmakta. Türkiye'deki başarı oranları dünyanın en ileri ülkeleri ile boy ölçüşecek durumda. Bu tedaviler ile kısır çiftlerin %90ı çocuk sahibi olabilmekte. Geriye kalan %10 ise ancak donör yumurtası ve donör spermi ile veya taşıyıcı anne metodu ile çocuk sahibi olabileceklerdir, ancak ülkemizdeki kanuni şartların bunlara olanak tanımaması nedeni ile bu yöntemler Türkiye'de uygulanamaktadır. Bir çok vatandaşımız bu nedenle bu tedaviler için komşu ülkelere gitmek zorunda kalmaktadırlar.

Bu konuyu yazdır

  Everest Dağı
Yazar: raster - 08-11-2009, 17:50 - Forum: Yaylalar - Dağlar - Tepeler - Yorum Yok

Everest, (Tibetçe: Çomolungma, Nepali: Çonnolugma Sagramata), dünyanın en yüksek dağı. Himalayalar'da, yaklaşık 28 derece kuzey enlemi ile 87 derece doğu boylamında, Çin–Nepal sınırı üzerinde yer alır. Çıplak Güneydoğu, Kuzeydoğu ve Batı sırtları en yüksek noktalara Everest (8.850 m) ile Güney doruğunda (8.748 m) ulaşır. Everest Dağı Kuzeydoğudaki Tibet Platosundan (yaklaşık 5.000 m) tam olarak görülebilir. Eteklerinden yükselen Çangtse, Khumbutse, Nuptse ve Lhotse gibi doruklar Nepal'den görülmesine engel olur.


.jpg   Everest Daðý.jpg (Dosya Boyutu: 122.78 KB / İndirme Sayısı: 0)
Çin'deki Rongbuk Manastırı'ndan görünüş

Oluşumu

Büyük Himalayalar'ın oluşumu, Miyosen Bölümde (yaklaşık 26-27 milyon yıl önce) Hindistan Yarımadasıyla Tibet Yaylalarının birbirine yaklaşmasının yol açtığı, jeolojik tortul havzalardaki sıkışmayla başladı. Bunu izleyen evrelerde Katmandu ve Khumbu napları (kırık ve devrik yamaç kıvrımları), sıkışıp yukarı doğru çıkarak birbirlerinin üzerine kıvrıldılar ve ilkel bir dağ sırası oluşturdular. Kuzeydeki arazi kütlesinin toptan yükselmesi, bölgenin yüksekliğini arttırdı. Napların yeniden kıvrılmasıyla bölgenin tümü yeni bir tabakayla örtüldü ve Pleyistosen Bölümün (yaklaşık 2,5 milyon yıl önce) Mahabarat Evresinde Everest Dağı ortaya çıktı. Karbonifer Dönemin (yaklaşık 345-280 milyon yıl önce) sonu ile Permiyen Dönemin (280-225 milyon yıl önce) başından kalan ve başka yarı-kristalleşmiş tortullarla ayrılmış olan kireçtaşı katmanları, senklinal katmanlaşma yoluyla biçimlendi. Günümüzde de süren bu biçimlenmenin yol açtığı sürekli yükselme aşınımla dengelenmektedir.


.jpg   Everest Daðý 1.jpg (Dosya Boyutu: 125.38 KB / İndirme Sayısı: 0)
Everest Dağı

İklimi

Everest Dağı troposferin üçte ikisini geçerek oksijenin az olduğu üst katmanlara ulaşır. Oksijen eksikliği, hızı saatte 100 km ye varan sert rüzgarlar ve zaman zaman -70 dereceye kadar düşen aşırı soğuklar yukarı yamaçlarda herhangi bir hayvan ya da bitkinin yaşamasına olanak vermez. Yaz musonları sırasında yağan kar rüzgarla ufalanarak yığılır. Bu kar yığıntıları buharlaşma çizgisinin üzerinde olduğundan genellikle buzulları besleyen büyük buzkar çanakları oluşmaz. Bu nedenle Everest'in buzulları yalnızca sık sık düşen çığlarla beslenir. Ana sırtlarla birbirinden ayrılan dağ yamaçlarındaki buz katmanları dağın eteklerine kadar bütün yamacı kaplamakla birlikte, zaman içinde iklimin değişmesiyle ağır ağır çekilmektedir. Kış aylarında kuzey batıdan gelen güçlü rüzgarlar karları süpürerek doruğun daha çıplak bir görünüm kazanmasına yol açar.

Buzullar

Everest Dağındaki başlıca buzullar Kangşang Buzulu (doğu), Doğu ve Batı Rongbuk Buzulları (kuzey ve kuzeybatı), Pumori Buzulu (kuzeybatı), Khumbu Buzulu (batı ve güney) ve Everest ile Lhotse-Nuptse sırtı arasında kapalı bir buz vadisi olan Batı Buzyalağıdır.

Akarsular

Dağdan çıkan sular birbirinden ayrılan kollarla güneybatı, kuzey ve doğu yönünde akar. Khumbu Buzulu eriyerek Nepal'de Lobucya Khola Irmağı'na karışır. İmca Khola adını alarak güneye doğru akan bu ırmak Dudh Kosi Irmağıyla birleşir. Çin'deki Rong Çu Irmağı Everest'in yamaçlarında Pumori ve Rongbuk buzullarından Karma Çu Irmağı ile Kangsang Buzullarından doğar.

Tırmanma Girişimleri

Everest'e tırmanma girişimleri 1920'de Tibet yolunun açılmasıyla başladı. İlk olarak Kraliyet Coğrafya Derneği ile dağcılık Kulübü Birleşik Himalaya Komitesinin desteklediği bir ekip 1953'te doruğa ulaştı. 29 Mayıs 1953 günü Yeni Zelandalı Edmund Hillary ve Nepalli Tenzing Norgay, Güneydoğu sırtına tırmanarak Güney doruğundan geçip doruğa vardılar. Dağcılar bu tırmanış sırasında açık ve kapalı devre oksijen sistemleri, özel olarak yalıtılmış ayakkabı ve giysiler ile elde taşınır telsiz aygıtları kullandılar. Bu tarihten sonra çeşitli ülkelerin desteklediği çok sayıda dağcı ekibi doruğa ulaşmayı başardı.

Türk tırmanıcılar

Everest'e çıkan ilk Türk dağcı 21 Mayıs 1995'te Nasuh Mahruki oldu. [1] Zirveye ikinci çıkan ve Nepal yönünden ilk tırmanan Türk ise 23 Mayıs 2001'de yaptığı tırmanışla Tunç Fındık'tır. [2] Elif Eylem Maviş, 15 Mayıs 2006'da Everest'e tırmanan ilk Türk kadın oldu. Aynı tırmanış, Türklerden oluşan bir ekibin ilk Everest zirve çıkışıydı.[3] Ekibin hedeflerinden olan ilk Türk oksijensiz tırmanışını[4] lider Serhan Poçan gerçekleştirmeyi denemekle birlikte, bu hedefe ulaşamadı. 2007 yılında Fenerbahçe Spor Kulübü'nün 100. kuruluş yılı etkinlikleri kapsamında Tunç Fındık, Mustafa Kalaycı ve Everest dağına beraber tırmandılar.

Kaynakça

. İngilizce Encyclopaedia Britannica, Mount Everest başlığı
. Nasuh Mahruki
. Türkiye Everest Ekspedisyonu 2006 - Ana Sayfa
1. K2News
2. Tunç Fındık sitesi
3. Everest
4. Hürarşiv

Bu konuyu yazdır

  Sri Ramakrishna
Yazar: raster - 08-11-2009, 17:35 - Forum: Biyografi - Yorum Yok

Sri Thakur Gadadhar Chattopadhyaya Ramakrishna Paramahamsa, ( 18 Şubat 1836 - 16 Ağustos 1886) Hindu azizdir. Ana tanrıça Kali'ye bağlı ve Advaita Vedanta üstadı olarak "tüm dinlerin aynı amaca ilettiğini" vaaz etti.


.jpg   Sri Ramakrishna Paramahamsa.jpg (Dosya Boyutu: 15.23 KB / İndirme Sayısı: 0)
Sri Ramakrishna Paramahamsa

Öğretisi

Ramakrishna'nın Hindu geleneğinde "Nirvikalpa Samadhi" olarak adlandırılan mistik deneyimi onun çeşitli dinlerin tanrı anlayışlarının yalnızca Mutlak'ın çeşitli yorumları olduğunu ve Nihai Hakikat'in beşeri terimlerle asla ifade edilemeyeceğine inanmaya sevketti. Bu anlayış Rig Vedalardaki "Hakikat birdir fakat bilgeler onu değişik isimlerle adlandırırlar" beyanıyla da uyum içerisindedir. Bu görüşün bir sonucu olarak Ramakrishna, hayatının çeşitli dönemlerini İslamiyet, Hristiyanlık ve Hinduizm içindeki çeşitli Yogik ve Tantrik sektlerine ilişkin anlayışını geliştirmeye çalıştı.

Ramakrishna'nın öğretilerindeki anahtar kavramlar:

. varoluşun birliği
. insanoğlunun ilahiliği
. Tanrı'nın birliği ve dinlerin uyumu
. İnsan yaşamında ana zihinsel engelin şehvet ve açgözlülük oluşu(Bengalcede kamini ve kanchana)

Ramakrishna'nın hayatı ve öğretilerine ilişkin kişisel ifadeleri talebesi "M" adıyla bilinen Mahendranath Gupta tarafından yazılan "The Gospel of Sri Ramakrishna" adlı eserde yer almaktadır. Adi Sankara tarafından binlerce yıl öncesinde yapıldığı gibi Ramakrishna Paramahamsa da aşırı ritüellere gömülmüş Hinduizmi yeniden canlandırmış ve modern dönemin başlarındaki İslamiyet, Hristiyanlıktan gelen meydan okuyuşlara karşı onu desteklemiştir.

Bu konuyu yazdır

  Asya Ak Sırtlı Akbabası
Yazar: raster - 08-11-2009, 17:26 - Forum: Hayvanlar Alemi - Yorum Yok

Asya ak sırtlı akbabası (Gyps bengalensis), kartallar, şahinler, çaylaklar ve atmacalarla birlikte atmacagiller familyasından bir akbaba türüdür. Asya ak sırtlı akbabası, Hindistan, Pakistan ve Güneydoğu Asya'da yaşar. Yuvalarını ağaçlar ve sarp kayalıklara kurar. Bir kerede bir yumurta yumurtlar. Siyah tüylüdür. Başı tüysüzdür. Boynu beyazdır. Gyps cinsi içerisindeki en küçük tür olmasına karşın yine de çok iri bir kuştur. 75-85 cm. boyunda ve 3,5-7,5 kg. ağırlığındadır. Kanat açıklığı 1,80-2,12 m. olur. Hint akbabası ve ince gagalı akbaba gibi Asya ak sırtlı akbabasının da sayısı %99 oranında azalmıştır. Non steroidal antienflamatuar ilaçlar (kısaca "NSAİİ"ler) bu tür tarafından yendiğinde çok ağır bir böbrek hastalığına neden olmaktadır. Ancak Meloksikam'ın (başka bir NSAİİ) bu türde hastalığa neden olmadığı saptanmıştır.


.jpg   Asya ak sýrtlý akbabasý (Gyps bengalensis).jpg (Dosya Boyutu: 158.93 KB / İndirme Sayısı: 0)

Bu konuyu yazdır

  Doğu St. Louis İsyanı
Yazar: raster - 08-11-2009, 17:20 - Forum: Tarih - Yorum Yok

St. Louis İsyanı, 1917 yılının Temmuz ayında ABD'nin St. Louis şehrinde meydana gelen bir halk hareketidir.

2 Temmuz 1917'de o güne kadar beyazların çalıştığı fabrikalara siyahların alınmaya başlamasıyla işlerini kaybedeceğine inanan beyazlar büyük bir isyan çıkardılar.

Olaylar sırasında, aralarında olaylarla alakası bile olmayanların da bulunduğu 6.000 siyah dövülerek, bıçaklanarak, asılarak bir daha dönmemek üzere evlerinden sürülmüş, 40 siyah, 8 beyaz katledilmiştir.

Ünlü siyahi Amerikalı caz ustası Miles Davis demiştir ki:

Aynı yıl siyahlar I. Dünya Savaşı'nda Amerikan Ordusu'nda, Amerika'nın demokrasiyi savunabilmesi için dövüşüyorlardı. Beyazlar bir yandan bizi savaşa yollayıp onlar için ölmemizi isterken, diğer yandan bizi burda bir sinek gibi öldürdüler...

Bu konuyu yazdır

  John Ruskin
Yazar: raster - 08-11-2009, 17:17 - Forum: Şairler ve Yazarlar - Yorum Yok

John Ruskin, (d. 8 Şubat 1819 – ö. 20 Ocak 1900)


.jpg   John Ruskin.jpg (Dosya Boyutu: 21.11 KB / İndirme Sayısı: 0)

19. yüzyılda yaşamış İngiliz yazar, şair, sanat ve toplum eleştirmenidir.
Sanat eleştirmeni ve toplum eleştirmeni olarak bilinse de aynı zamanda şair, yazar ve sanatçı olarak da hatırlanır.

Londra'da doğmuş güney Londra'da yetişmiş sonradan adı Allied Domecq olan şarap ithalatçısı şirketin kurucusunun oğludur. Evde eğitim almış olmasına ve kendisinden yüksek bir derece alması beklenmemesine karşın girdiği Oxford Üniversitesinde şiirleri ile hocalarının dikkatini çekmiştir.
Susamlar ve Zambaklar isimli eseri Türkçe'ye kazandırılmıştır. [1]
Cemil Meriç, Proust'un Fransızca tercümesinden Ruskin'in Susamlar ve Zambaklar kitabından bazı bölümleri Türkçeleştirmiş ve Bu Ülke'de alıntılamıştır.

19. Yüzyılda yazdığı eserinde Ruskin, İngiliz Ulusuna seslenirken, münevverin kendi ana dilini iyi bilmesi , kelimeleri manalarını anlayarak layıkıyla özümsemesi ve kitap okuması gerektiği anlatmıştır.

İngiliz hodgâmdır, heyecansızdır. Bir millet değil, bir yığın. Yığını kolayca kandırabilirsiniz, duyguları hiçbir temele dayanmaz. Yığın düşünmez, mâruz kalır. Nezleye yakalanır gibi tutulur bir fikre. Ateşi yükselince aslanlaşır, nöbet geçince her mukaddesi unutuverir. Büyük bir milletin duyguları ölçülü, düzenli, devamlıdır.

Bir aydın dil bilmese de olur, çok kitap okumasına da ihtiyaç yok. Yeter ki ana dilini gerçekten bilsin. Kelimeleri şecereleriyle tanısın. Asıl olanları âdilerinden ayırsın. Karanlık kelimeler vardır, arılar gibi vızıldayan kelimeler. Taşıdıkları hiçbir düşünce yoktur, kimse tarafından anlaşılmazlar. Ama yine de herkesin ağzındadırlar. Onlar için yaşanır, onlar için ölünür: Hayalimizin rengine bürünürler. Göremeyiz onları, pusudadırlar. Ve bir atılışta parçalar bizi. Dilimizin her kelimesi başka bir dilden gelmiştir. Nice ülkeler dolaşmıştır bize gelinceye kadar. Ciddi olarak okumak isteyen Yunan alfabesini öğrenmeli (Ruskin İngilizlere söylüyor bunu). Her dilden lügatlar bulunmalı kütüphanemizde. Okuduğunuz metinde hiçbir karanlık kelime kalmamalı.

Felaketimizin kaynağı kültür yokluğu. Bizi helâk eden ne ahlâksızlık, ne bencillik, ne kafamızın ağır işlemesi. Bir öğrenci kayıtsızlığı içindeyiz. Hoca tanımadığımız için yardım görmemize imkân yok.

Meclisten tahıl için kanunlar geçirdiniz. Şimdi başka bir tahıl söz konusu. Daha nefis, daha besleyici bir ekmek sağlayacak, bir tahıl: susam. Bu susam, kapıları açan büyü. Harami mağaralarının kapılarını değil, hükümdar hazinelerinin kapılarını: kitap.

Kaynaklar

1. Susamlar ve Zambaklar, John Ruskin, çeviren Türkan Turgut, Babil Yayınları, deneme, 152 sayfa

Bu konuyu yazdır

  III. Lothar (Kutsal Roma İmparatoru)
Yazar: raster - 08-11-2009, 17:10 - Forum: Siyasetçiler - Yorum Yok

III. Lothar Supplinburg (1075 – 1137), Saksonya Dükü (1106), Almanya Kralı (1125) ve Kutsal Roma İmparatoru (1133-1137 tarihleri arası). Kont Gebhard (Supplinburg)'un oğlu.


.jpg   Siegel Lothar III.jpg (Dosya Boyutu: 78.81 KB / İndirme Sayısı: 0)
III. Lothar'ın 1131 tarihli belge üzerindeki mührü

Sıra derece üzerine bir not

Alman hükümdarlarının numaralanması genellikle ard arda gelişi takip eder. Karolenj İmparatorluğu'na geriye gider ve Doğu Frank krallığıyla ortaya çıkar. Bu nedenle III. Lothar, 843-855 yılları arasında hükümdarlık yapmış olan I. Lothar (Kutsal Roma İmparatoru) ve kral II. Lothar (Lotharingia)'nın (855-869 yılları arası hükümdarlık yapmıştır) ardılı olarak görülür. Fakat II. Lothar imparator değildi ve Almanya'yı uygun şekilde yönetmedi.

Güce yükselmek

Lothar'ın gençliği hakkında bildiklerimiz azdır. O Haziran 1075 tarihinde doğumundan önce babasını kaybetmiş bir çocuktur. Babası Gebhard (Supplinburg) IV. Heinrich (Kutsal Roma İmparatoru)'na karşı yapılan savaşta ölmüştü.

Yıllar sonra Lothar, satın alarak veya evlilik yoluyla miras olarak elde ettiği topraklarla Billung, Nordheim ve Brunswick ailelerinin arazilerini kazandı ve kuzey dükalığında toprak sahibi egemenlerden biri haline geldi. V. Heinrich (Kutsal Roma İmparatoru) tarafından babası IV. Heinrich (Kutsal Roma İmparatoru)'na karşı yardım karşılığında 1106 yılında Saksonya Dükü yapıldı. Terfi ile teşvik edildi ve dükalık arazileri üzerine konan yeni bir vergi üzerine öfkelendi. Lothar daha sonra Heinrich'in yönetimine isyan etti ve Heinrich'in Saksonya'yı yönetme kabiliyetini yalanladı. 1115 yılında kuvvetleri imparatoru Welfesholz Savaşı'nda yendi.

Heinrich 1125 yılında öldüğünde Lothar, imparatorluk şansölyesi (Almanya'da başkan) olarak görülüyordu. Tam şumüllü bir toprak sahibi olarak masaya gücünü koydu. Fakat birazca elli yaşın üzerindeydi ve erkek bir çocuğu yoktu. Bu durum onu asilzade sınıfı için yumuşak huylu biri yapıyordu. Herşeye rağmen Hohenstaufen Hanedanı başı olan II. Frederick (Swabia Dükü) ile tartışmalı güç mücadelesinden sonra Almanya Kralı seçildi. Onun seçimi dikkate değer bir şeydi çünkü miras yolu ile kalan ardıllık kavramından ayrılışı işaret ediyordu.

Kuzey ve Doğudaki hareketler

İmparatorun Almanya'ya ençok uzun süreli katkısı onun kuzey ve doğudaki hareketlerinden geldi. Sakson olarak bölgeye daha önceki imparatorlardan daha çok dikkat verdi. Hatta Alman Kral'ı olmadan önce Holstein ve Stormarn'ın kontrolunu I. Adolf (Schauenburg)'e vermişti. 1134 yılında I. Albrecht (Brandenburg)'u Brandenburg prensi olarak atadı. 1136 yılında Konrad (Büyük Wettin)'i (kendisi Meissen Prensi iken) Lausitz Prensliği pozisyonuna atadı böylece iki sınır bölgesini birleştiriyordu. İlave olarak Papa'ya Bremen ve Magdeburg başpiskoposlarının bölgedeki haklarını genişletmeşi için ricada bulundu. Kral II. Eric (Danimarka) 1135 yılında Reichstag'ın bir üyesi olarak imparatorun vasalı yapıldı. Başarılı diplomatik bir araya girişle Lothar, Polonya ve Bohemya arasındaki savaşı sona erdiriyor ve bu hareket Polonya Dükü Bolesław III Wrymouth'un boyun eğmesi ve uzun süre ödenmeyen vergiyi kabul etmesiyle sonuçlanıyordu. Ayrıca Polonya Dükü, Pomerania ve Rügen'i imparatorun bir zeametleri (tımar) olarak kabul etmek zorunda kalmıştı.

Soy

Lothar, hanımı Richenza (Northeim)'dan sadece yaşayan bir kız çocuk Gertrud (Süpplingenburg)'a 18 Nisan 1115 tarihinde sahiptir. Onun seçimi için Welf'in desteğini elde emek amacıyla, Lothar Gertrud'u Bavyera dükü X. Heinrich'le 29 Mayıs 1127 yılında evlendirdi. Onların Heinrich (Aslan) adlı oğlan çocukları oldu.

Kaynakça

1. Karl Hampe (1973). Germany Under the Salian and Hohenstaufen Emperors. ISBN 0-631-14180-4
2. Encyclopædia Britannica: Lothair II

Bu konuyu yazdır

  Arkadaş Sayılar
Yazar: raster - 08-11-2009, 17:05 - Forum: Matematik - Yorum Yok

İki sayı birbirinin kendisi hariç bölenleri toplamına eşitse bu sayılara arkadaş sayılar denir.

Örnek: 220 ve 284

220 : 1 + 2 + 4 + 5 + 10 + 11 + 20 + 22 + 44 + 55 + 110 = 284 284 : 1 + 2 + 4 + 71 + 142 = 220 1636 da Fermat 17296 ve 18416 nın arkadaş sayı olduklarını keşfetti.Üçüncü çifti Descartes keşfetti.Leonhard Euler ise 62 çiftten oluşan bir liste hazırladı.1866'da 16 yaşındaki İtalyan Nicolo Paganini 1184 ve 1210 sayılarının da böyle bir çift olduğunu gösterdi.

Bu konuyu yazdır

  Gadiformes
Yazar: raster - 08-11-2009, 17:02 - Forum: Hayvanlar Alemi - Yorum Yok

Gadiformes, kemikli balıklar sınıfına ait birçok tüketicilerin sevdiği balık türlerini (özellikle Mezgit) kapsayan takım.

Bilimsel Sınıflandırma

Alem : Animalia (Hayvanlar)
Şube : Chordata (Kordalılar)
Sınıf : Actinopterygii (Işınsal yüzgeçliler)
Takım : Gadiformes



.jpg   Gadiformes - Trisopterus luscus.jpg (Dosya Boyutu: 113.76 KB / İndirme Sayısı: 0)

Bu konuyu yazdır

  Spor'da Şiddete Ağır Cezalar Geliyor
Yazar: akasya 1 - 08-11-2009, 15:30 - Forum: Spor - Yorum Yok

Sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesine dair hazırlanan kanun çercevesinde, sporun her kesimine bazı yaptırımlar uygulanacak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) gündemine getirilmesine yönelik çalışmalar yapılan "Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun" kapsamında sporda yer alan tüm unsurlara yeni düzenlemelerle cezalar verileceği açıklandı. Kanunla cezaların sadece olay çıkaran taraftarlara ya da holiganlara değil beyanat ve yazıları nedeniyle kulüp yöneticilerine, futbolculara, antrenörlere ve medya mensuplarına da uygulanması öngördüğü açıklandı. Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak, Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Mahmut Özgener, TFF Başkan Vekili Lütfi Arıboğan, Kulüpler Birliği Vakfı ve Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, İçişleri ve Adalet Bakanlığı müsteşarları toplantısında tüm konular hakkında görüş alış verişinde bulunup önemli kararlar aldı. Daha sonra altı maddelik basın açıklamasıyla yeni kanundaki düzenlemeyle ilgili bilgiler verildi.

NELER DEĞİŞECEK?
1- Spordan Sorumlu Devlet Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Türkiye Futbol Federasyonu temsilcilerinden oluşan bir komisyon kurulacak.
2- Cezalandırmalar özel yetkilendirilmiş mahkemeler vasıtasıyla karara bağlanacak. Bu mahkemeler, kararı 24 saat içinde verecek. Bu cezalar, Avrupa'daki örneklerinde olduğu gibi çok ağırlaştırılmış hükümler içerecek. Stadyuma giriş yasağına mahkum edilen kişilerin maç öncesi ve sırasında karakollarda yoklamaya gitmesi, yurtdışı maçlarıdan 5 gün öncesinden pasaportunu karakola teslim etmesi cezalarının yanı sıra ağır para ve hapis cezalarının da verilecek.
3- Cezalar sadece olay çıkaran taraftarlara ya da holiganlara değil beyanat ve yazıları nedeniyle kulüp yöneticilerine, futbolcu ve antrenör ile medya mensuplarına da uygulanacak.
4- Biletlerin kimlik numarası karşılığında satılması, biletlerde çipli sisteme geçilmesi ve biletin başka kişiye devredilememesi uygulaması başlatılacak. Ayrıca karaborsa bilet satışı ve bedava bilet dağıtılması
yasaklanacak. Stadyumlarda güvenlik kamerasıyla kayıt altına alma sistemi, anons sistemi ve asgari 20 kişi kapasiteli gözaltı odalarının bulunması zorunlu hale getirilecek.
5- Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki spor biriminin personel sayısı ve teknik altyapısı artırılacak. Bu kanun kapsamında ceza verilen kişilerle, sorun çıkardığı bilinen seyircilerin bilgilerinin elektronik ortamda oluşturulacak güncel bilgi bankasında tutulması sağlanacak.
6- Diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de stadyum güvenliği, polis teşkilatı ve özel güvenliğin işbirliği içerisinde görev yapması ile temin edilecek.

knk;yeniasır.com.tr.

Bu konuyu yazdır