uzun süredir internetlerde tartışma konusu olan kolbastı hangi şehrimize ait bnde oylamayı size bırakıyorum
kolbastı trabzonun mu yoksa giresunun mu
uzun süredir internetlerde tartışma konusu olan kolbastı hangi şehrimize ait bnde oylamayı size bırakıyorum
kolbastı trabzonun mu yoksa giresunun mu
İMAMIN
MANKEN
KIZI
Bugün Kolbastı diye oynanan Oyunun müziği Giresun'un "Deve boyu kavaklar"dır. Haliyle müzik Giresun'a aittir. Oynanan oyun Trabzon “Faroz kesmesi/hoptek” dir. Giresun'lu Piçoğlu Osman'ın kemençeyle 1930'lu yıllarda yaptığı metelik(kolbastı) adlı parça sayfanın en altındadır. Gerisini Ayhan Yüksel'in makalesinden okuyalım.
GİRESUN HALK MÜZİĞİ VE OYUNLARI: GEÇMİŞTE BİR YOLCULUK
Ayhan Yüksel
Giresun’da ve Trabzon’da “Kolbastı” oyunu üzerine yoğunlaşan tartışmalar, yöremizde “Türk Halk Müziği ve Oyunları”na duyulan ilginin bundan sonra daha da artacağına işaret etmektedir. Bu nedenle, halk müziğini icra ederken ve halk oyunlarını oynarken alınan mirasın yeni kuşaklara taşınmasında aracılık edenlere büyük sorumluluklar düşmektedir. Bu sorumluluktan dolayı icracılar/oyuncular kültür mirasımızı “seyirlik” hale getirmeden ve “aranje etmeden/düzenlemeden” oynamalı/icra etmelidirler. Bu nedenle gerek halk müziği ve gerekse halk oyunları çalışmaları için bir dernek çatısı altında toplanan gençlerin “halk müziğinin ve oyunlarının” özünü bilmeleri ve duymaları gerekmektedir. Bu bilinci sağlamak için de gençlerin bu konuda yazılmış bazı temel eserleri okumaları, mahalli sanatçılardan usta-çırak ilişkileri içinde müziğimizi/oyunlarımızı öğrenmeleri, dağarcıklarına yeni bilgileri katmalıdırlar. Çünkü, mahalli sanatçılar kendi yöresinin ezgilerini çalan, yörenin türkülerini bilen, yöre tavır, şive, ağız özelliklerini yansıtan kişilerdir.
Herhangi bir kurum ve kuruluş çatısı altında bu çalışmada yer alanlar, mahalli sanatçıların yanında Şenel Önaldı’nın Türk Halk Musikisi Ansiklopedisi ve Güzel Ses Çıkarma Sanatı; Muzaffer Sarısözen’in Türk Halk Musikisi Usulleri; Sadi Yaver Ataman’ın 100 Türk Halk Oyunu; Mehmet Özbek’in Folklor ve Türkülerimiz; İhsan Hınçer’ Türk Folklor Araştırmaları; Mansur Kaymak’ın Türk Halk Müziği Oyunları; Halil Bedi Yönetken’in Derleme Notları, Pertev Naili Boratav’ın Folklor ve Edebiyat; Kudret Dağlı, Kol Havaları (Yüksek lisans tezi); Süleyman Şenel, Kastamonu’da Âşık Fasılları; Halil Atılgan’ın Türkülerin İsyanı gibi diğer kaynak kitap ve dergileri okuyarak halk müziği/oyunları kültürünü sağlam temellere dayandırmalıdır.
Üzerinde durulmayan bu husus kendisini STAR TV’deki programda göstermiştir. Eğer, “Tirebolu-Yeniköy Kolbastı Team [Grup]” elemanları yörenin halk müziği ve oyunları hakkında sağlam bir altyapıya sahip olsalardı, STAR TV’deki sunumdan sonra kolbastı hakkındaki tartışmaya kendileri “nokta” koyarlar, gereksiz yere “özür” dilemezlerdi. Bir altyapıları olsaydı gösteri için sahneye çıktıklarında sunucu Esra Erol’a “… oyun bu şekliyle Trabzon-Faroz mahallesinden çıkmıştır, kolbastı olarak tanımlanıyor ama Giresun’un ‘dere boyu kavaklar’ türküsü üzerine daha sonra Erkan Ocaklı ağabey tarafından döşenen sözlerle oynadıkları ‘rap’ tarzı bir oyundur. Trabzon’dan Samsun’a kadar kıyı coğrafyasında dedelerimizin oynadığı ‘kolbastı/metelik’ havasıyla ilgisi yoktur” derlerdi.
Trabzon’da kurulu derneklerce bugünlerde dile getirilen “… rahmetli Erkan Ocaklı ağabeyimiz tarafından derlenip bestelenerek Trabzon halkına sunulmuştur” açıklaması hem doğru, hem eksiktir. Doğrudur bugünkü sözler rahmetli Erkan Ocaklı kardeşimize aittir; eksiktir bu müzik eşliğinde oynanan kolbastı değildir, “rap”tır, daha önceki yıllarda Trabzon’dan, Giresun’dan, Ordu’dan, Samsun’dan derlenen kolbastı havalarını yok saymaktır, Baba Salim’in (Trabzon 1887-İstanbul 1956) çaldığı kolbastı havasından haberdar olmamaktır!.. Buradaki derneklerin görevi “Faroz kesmesi/hoptek” adıyla günümüzün “seyirlik/rap” oyununun yanında derleme gezilerinin yapıldığı 1930’lu ve daha önceki yıllarda kolbastı oyunun nasıl oynandığının araştırılması ve araştırma sonuçlarına göre otantik olarak gösterime sunulması olmalıdır.
1970’li yıllarda Tirebolu’da Cihan Oteli’nin kahvehanesini Kâhyaoğlu Mehdi [Cantürk] ağabey işletirdi. Bu kahvehaneye mahalleden gençler ve daha yaşlı kimseler gelirlerdi. Kâhyaoğlu Mehdi’nin hoşgörülü tutumu kahvehaneyi değişik bir ortama sokmuştu. Herkes evi gibi rahat hareket ederdi. Gençler burada ara-sıra “işret” ederlerdi. Şiir yazma yeteneği olan Yaşlıoğlu Ahmet ağabey “dere boyu kavaklar” türküsüne bu hoşgörüyü ve kahvehanenin ortamını yansıtan söz döşemişti. Biz gençler de hep beraber bu döşenen sözü terennüm ederdik. Merak edenler Yaşlıoğlu Ahmet’e sorabilirler… Şimdi, buna türküyü Yaşlıoğlu Ahmet besteledi/yaptı diyebilir miyiz?
“Tirebolu-Yeniköy Kolbastı Grup” içinde yer alan gençlerden bazılarının dedelerinin ustalıkla kolbastı/metelik/karşılama/horon oynadıklarını geçmişte görmüş, muhabbetlerinde bulunmuş birisiyim. TRT İstanbul Radyosunda Ömer Akpınar’dan kolbastı/metelik oyun havasını 1969’da dinledim. Şimdi de radyo sanatçısı oğlu Hüseyin Akpınar’dan dinliyorum. Kendilerine yine tavsiyem Işık Atakan’ın “Trabzon Kolbastı Oyunu” adlı yazısını okumalarıdır. Doğrusu, Işık Atakan’ın da tespit ettiği gibi bu oyunun geçmişte oynanan kolbastı havası ile bir ilgisi olmamasıdır. Çünkü, “Dere boyu Kavaklar” türküsünün ezgisi ve biraz daha hızlandırılmış müzikle “seyirlik/rap tarzı” bir oyun ortaya çıkmıştır.
Sadi Yaver Ataman (1906-1994), Giresun Halk Müziği ve Oyunları konusunda “… Giresun da tüfeklerle oynanan ‘çandır’ adlı oyun, Karadeniz uşağının gözü peklik, çeviklik, silah kullanmaktaki yeteneği ve çetecilik özelliğini gösteren canlı ve anlamlı figürlerle doludur. Hele ‘metelik’ denilen ve bastıkları yerleri tozuta tozuta oynadıkları oyun salt bu bölgeye ait özgün ve otantik oyunlardan biridir…” diye söz eder.
Ama asıl üzerinde durulması gereken duyarsızlıktır. Tartışılan konulara açıklık getirecek bilgileri içeren, yakında KİTABEVİ yayınları arasında çıkacak olan Ömer Akpınar’ın yazdığı Açıklamalı Giresun Türküleri ve Oyun Havaları adlı çalışmaya “tabelasında” Giresun ve Kültür yazan, TV’de boy gösteren hiçbir kurum ve kuruluş sahip çıkmamıştır. Söz konusu duyarsızlık Erden Menteşeoğlu’nun “Giresun Halk Kültürü” adlı kitap çalışması için de geçerlidir.
Bu kurum ve kuruluşların her ne hikmetse ya bütçeleri yeterli değildir (!), ya da kültür yayınları yapmak üzere bütçede fasılları yoktur. Bu konudan bazı arkadaşlarıma söz ettiğimde onlar da kurum ve kuruluşların “kültür için fasıl ayıramadıklarını, ama günümüzde moda olan ‘çimento, kömür, çakıl, kum’ dağıtmak için ayırmış (!) olabileceklerini” ifade ettiler.
Ömer Akpınar (Görele/Çavuşlu 1935-İstanbul 2003) tarafından kaleme alınan bu kitabı oğlu Hüseyin Akpınar yayına hazırladı. Kitabı, baştan sona kadar okuma nezaketini Süleyman Şenel gösterdi. Editörlüğü tarafımdan üstlenildi.
Kolbastı örneğinde olduğu gibi diğer türkü ve halk oyunlarımız için de intihal tartışmalarının bitmeyeceğini düşünerek 1979’da bu satırların yazarı ve Ömer Akpınar usta tarafından kaleme alınan iki makaleyi yeniden yayınlıyorum. Umarım faydalı olur…
“Ayhan Yüksel-Türkülerimiz Ordu’ya [Yeşilgiresun, 10 Nisan 1979]”
Giresun’dan Ordu’ya…
İki komşu şehir arasında kültür alış verişleri nedeni ile folkloru arasında ortaklık söz konusu olabileceğini kabul etmek gerekir. Fakat, son günlerde türkülerimizin Ordu’ya mal edilerek TRT’de çalındığına gazetemizde dikkate çekti.
İster istemez Giresun türkülerine sahip çıkıyor diye Ordululara kızıyoruz ama biz Giresunlular da hiç mi kusur yok? Giresun folklorunu tanıtmakta üzerimize düşenin hakkıyla yapabildik mi? Musiki Folklorumuzu sevebildik mi?
Ordulular’a kızmadan önce bunlara cevap vermek gerekir! Kendi folklor değerlerimize bizler Giresunlu olarak sahip çıkmadıkça kültürel aktarmayı “yeğ” tutan bir Ordu elbet kendi değerlerimize sahip çıkmaya devam edecektir.
Öğretim kurumlarımızda Giresun Halk Oyunları ve Musikisi öğretmek için bir çaba harcandı mı? Tabii, hayır! Ama iş kendi öz musikimizden çok adına “hafif (!)” müzik denilen batı kökenli bir müzik türüne geldi mi, gerekli ilgi gösterilir, çalışmalara ağırlık kazandırılır değil mi?
Birkaç kez yazdık, Giresun Folkloru üzerine dağarcığında bilgi olanlar bu bilgileri Dr. Şenel Önaldı’nın çıkardığı Türk Halk Musikisi Ansiklopedisi’ne göndersin diye. Başta Musiki Derneği olmak üzere böyle bir çalışma yapılarak THMA’ne gönderildi mi? Gönderilmedi! Bizler katkıda bulunmadan bir başkasının Giresun Folkloruna sahip çıkmasını bekleyemeyiz.
Karadeniz bölgesinde bağlamanın eskiden Giresun’da yoğun şekilde çalındığı hemen bütün folklorcular tarafından kabul edilir. Eskilerden işittiğimize göre her kahvehanede birer bağlama asılı olurmuş!. Rahmetli Mahmut Ragıp Gazimihal, kopuz ve tezeneli sazları tanıttığı [Ülkelerde Kopuz ve Tezeneli Sazlarımız, 1975] kitabında Rize’de bağlamanın yaygın olmadığını yazarken aynı kitabında Giresun’da gördüğü bir curanın ölçülerini verir!.
Savaş, göçler vs nedenlerle bir bölgenin türkülerinin bir başka bölgeye taşınabileceği mümkün olduğu gibi aynı yöre içinde bile bir türkünün değişikliğe uğradığı izlenebilir. Örneklersek, “Karadır kaşların benzer kömüre/Yârdan ayrılması zarar ömüre” türküsüne Zonguldak yöresinde de rastlanır. Ve, sözsüz olması gereken kol havamızın da sözlü okunduğunu biliyoruz. “Pınar başının gülleri/Şak şak öter bülbülleri/O yârin pıtı pıtı dilleri/elinden adlıya mendili/Kolbastı söndür kandili” diye devam eden bir Edirne türküsünde olduğu gibi “kol”un varlığı hiçbir zaman yabana atılamaz. Demek ki, kol havasına sözler, kol’dan artık korkulmadığı bir zamanda eklenmiş olacak!
Bu değişiklikleri göz önüne alabiliyoruz. Fakat, türkülerimizin Ordu’ya mal edilerek çalışmasında ilginç yön şu: Daha önce Giresun türküsü diye tanıtılan bir ezgiyi, bir bakıyorsunuz ya “Ordu-Giresun” yöresinden diye ortaklaştırıyorlar, ya da tamamen “Ordu”ya mal ederek icra ediyorlar. Eğer bizler de Ordulular gibi hareket edersek, Trabzon Kol Havasına sahip çıkmamız gerekir. Trabzon Kol Havası vaktiyle radyolarımızda çalındığı ilk günlerde Giresun Kol Havası diye tanıtılarak çalınmakta idi.
Ordu’nun sahip çıktığı birkaç türküye şimdi de “uzun kavak gıcır gıcır gıcılar/anne benim sol yanımda sancı var/ben ölürsem benden daha genci var” diye başlayan “Uzun Kavak” türkümüz de eklendi. Geçenlerde İstanbul Radyosunda hazırlanan tatil sabahı özel eğlence programında spiker “uzun kavak” türküsünü “Ordu-Giresun” yöresinden diye tanıttıktan sonra Ordulu bir sanatçı tarafından da okundu! Umarım, biraz sonra bu türkü de Ordu’nun olur çıkar. Herhalde akıllarına gelmiyor, yoksa hâlâ musiki folklorunda ayrı bir yeri olan “Giresun garibi”ne nasıl sahip çıkmıyorlar anlayamadım!?!
Ordu ve Giresun musiki folklorunda ezgiler arasında müzik yapısı bakımından da ortak bir yön olduğu muhakkak! Ama ezgiler arasında müzik yapısı bakımından ortak özellik var diye türkülere Ordu’nun sahip çıkması gerekmez ki! Yine de ben bu ortak özellik nedeniyle hoşgörülü düşünüyor (!) ve sözü Ömer Akpınar ustaya bırakmak istiyor, bu bağlama ustamızın konuya açıklık getirmesini bekliyorum.
Bilindiği gibi, Ömer Akpınar, Görele/Çavuşlu’dan olup İstanbul Radyosu Türk Halk Müziği ve Oyunları Şube Şefidir.
Sonuç olarak; Ordu iline mal edilmiş türkülerimiz var mı? Ezgilerin müzik yapısı bakımından benzerlik göstermesi bir türküyü bir şehirden diğer bir şehre meletmeye yeterli bir ölçü mü? Bütün bu konularda akla gelebilecek her türlü sorulara cevabı bir yetkili olarak Ömer Akpınar ustamızdan bekleyelim, kendileri konuya açıklık getirsin.
“Ömer Akpınar-Giresun Folkloru Üzerine [Yeşilgiresun, 5 Aralık 1979]”
Ayhan Yüksel’e;
Günün konusu köşesinde sizin imzanızı taşıyan “Türkülerimiz Ordu’ya” başlıklı yazınızı okudum. Çok mutlu oldum.
Yazınızda beni çok abartarak anlatmışsınız. Bu konuda o kadara usta değilim aslında! Sadece gerek bilinçli, gerek bilinçsiz olarak 35 yılımı verdim Türk Halk Musikisine. Şöyle demekte yarar görüyorum; bu 35 yılın son 20 yılı oldukça bilinç taşımaktadır.
Gelelim Konumuza;
1967 yılında “Uzun Kavak” isimli Giresun türküsünü sesine ve janrına [tür] gidebilecek olan Ümit Tokcan’a vermiştim ve o tarihlerde banda kaydedilen türkü aynen radyomuz THM Arşivi’nde saklanmaktadır ve de muhtelif zamanlarda da yayınlanmaktadır. Türkümüz Giresun’undur. Söyleyebilen her vatandaşımız okuyabilir, yalnız kendi iline mal edemez. Çünkü, olay Giresun’da yaşanmış ve ardından yine Giresunlular bu türküyü yakmışlardır. Bundan komşu illerin 40-50 yıl sonra haberleri olmuştur. Kaldı ki, sizin bir Giresunlu olarak bu konudaki tutuculuğunuz çok normaldir ve kabul ediyorum.
Gerçi kültür alış verişi, göçler, askerlik vs gibi nedenlerle türkülerimiz ilden ile, hatta bölgelerarası taşınabilmektedir. İnebolulu sanatçı merhum Sarı Recep bizim sahillerde yıllarını vermiş ve öğrenebildiği kadarı ile Giresun türkülerini hatta aynı ismi taşıyan “uzun kavak-nazlı kavak” türküsünü merhum Muzaffer Sarısözen hocaya vermiştir. Radyolarımızdan yayınlanmaktadır. Çoğu aslında uygun olabiliyor, olmayabiliyor. Yine merhum sanatçı Tanburacı Osman Pehlivan aslen Tuna boyundandır. Gel gelelim, Orta Anadolu “Kaşık Oyun Havası” kendisinden alınmıştır.
Aslında bizim gayemiz radyocu olarak doğunun türküsünü batıya, kuzeyin türküsünü güneye, daha doğrusu tüm millet olarak her yörenin türsünü hep birlikte söylemek. Sadece her il kendi türküsünü söylesin yine kendisi dinemesin. Fakat şunu da söylemekte yarar var: Rize ve Trabzon’un türküsünü Tekirdağlı sanatçı ne derece söyleyebilir. Ya da Ege’nin bir zeybek havasını Karadenizli sanatçı ne derece söyleyebilir. Müstesnalar hariç tabi. Meselâ, Neriman A. Tüfekçi, İstanbul [Ankara] doğumludur, ama o derece çalışmıştır ki (bunlar sadece üç-beş sanatçıdırlar) yüzde 80-90 o yörenin halkı gibi söylemektedirler.
Giresun-Görele ve Çavuşlu bağlamanın Karadeniz’deki merkezleridir. Bunu açıkça ve rahatlıkla söyleyebilirim. Fakat, bu demek değildir ki Ordu’da, Samsun’da, Trabzon’da bağlama bilinmemektedir.
Giresunlu Küçük Hüseyinler, Asım Karakaşlar, Kalyoncular ve dedeleri, Cin Ahmetler, Aga Mehmetler, Göreleli Mâcir Ahmetler, Çavuşlulu Nazifin Sabri, Tenekeci Ali, Tenekeci Haydır, Fırıncı Ömer, Tozoğlu Mahmut vs.
Hatta, ben 1950-52’lerde metelik oyun havasını rahmetli Tenekeci Ali Usta’dan öğrenmişimdir. Rahmetli Mâcir Ahmet, rahmetli anamın dayızadesi olur. Giresun’un meşhur yalı kahvesi denilebilinir ki, Karadeniz yöresinin konservatuarıdır.
Giresun-Ordu ezgileri arasında ortaklık göze çarpabilir, sınır illerdir. Ancak, ezginin bünyesindeki yerel temalar, vibrasyonlar, motifler illeri ve yöreleri birbirinden ayırır. Bu mutlak kuraldır ve vardır. Karşılamamalarımız genelmemede birleşebilir ama örnekleme de ayrıcalıklar gösterir. Bizim kol havalarımız bile hâlâ münakaşa konusudur. Bu suna inanıyorum ki, kemençe Rize’den tutunuz tâ… Ordu’ya adar çalınan bir halk sazıdır. Turhal, Sivas, Erzincan’da bile rastlanmaktadır. Fakat, bağlamanın bu bölgedeki merkezi Giresun’dur.
Bütün bunları söylemekle bu illerde musiki yoktur demiyorum, diyemem de. Bugün bir radyocu olarak her köy, her kent, her il benim köyüm, kentim ve ilimdir. Doğu hududundan, batı hududuna, Sinop’tan Anamur’a kadar yayılan bu toprak hepimizindir.
Her yöredeki sazımın her “tın”ı bizim “tınımız”dır ve diyorum ki, nasıl ki Mevlana Konya’dadır ve her ilde Mevlana yok. Nasıl ki, Hacı Bayram Veli Ankara’dadır ve her ilde Hacı Bayram Veli yok. Nasıl ki Hacı Bektaş-ı Velî Kırşehir’dedir ve her ile Hacı Bektaş-î Veli yok…
Konu rAsTer tarafından (30-03-2009 Saat 11:43 ) değiştirilmiştir.
sorduğuma pişman oldum yanii=))
azıcık bi açıklama yapsydın yaa:)))
İMAMIN
MANKEN
KIZI
raster ıyıkı varsın sen valla ))))
Kuzgun gecem; sen en derin sularımın dalgasısın.
Sana baglanmanın mutlu ülkesindeyim.......
__TERKETMEDİ SEVDAN BENİ__
KOLBASTI 1930'lu yıllarda ağaların ve dayıların olduğu bir dönemde ortaya çıkmıştır. O dönemde Trabzon da mağaralar bulunurmuş. Faroz'da, Değirmendere'de, Arafilboyun'da, Boztepe'de... O mağaralarda ağalar dayılar alem yaparlarmış. O dönemde askerlerin KOLluk kuvvetleri varmış, KOLluk kuvvetleri bu alemlere baskın yaparmış. Alemcilerde basılmayalım diye kapıya erketeler koyarlarmış, gözcüler yani... Erketeler KOLluk kuvvetlerini gördüğü an içeri haber getirirlermiş, içerdekilerde haberi aldıklarında seslerini kısarlarmış... Başlarlarmışlar söylemeye kısık sesle "GELDİLERRRRRRRRRR, BASTILARRRRRRRRR, VURDULARRRRRRRRRRRR"... KOL kuvvetleri böyle baskınlar yaptığı için oyuna KOLBASTI denilmektedir. Ayrıca, Faroz'lu balıkçıların av sonrası bir araya gelip eğlence düzenlemeleride bu oyunun tarihini oluşturmaktadır. Kolbastı da, yöreye uygun kürek çekme, yüzme, ağ atma, olta atma, ağ çekme, balık tutma gibi yerli insanların uğraşlarını simgeleyen hareketleri vardır. KOLBASTI son yıllarda oyunun popülerlik kazanmasıyla daha da hareketli bir hal almıştır.
![]()
geçici heveslere duygu dolu sözlere yer yok benim kalbimde maksat bir sevgili uğruna ölmek değil uğruna ölecek gerçek bir sevgili bulmaktır
Giresun Valiliği tarafından, son dönemlerde Giresun ile Trabzon arasında tartışma konusu olan Kolbastı oyunu müziği hakkında araştırma yapıldığı, müziğin Giresun türkülerine ait olduğunun belirlendiği bildirildi.
Valilik Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan yazılı açıklamada, Giresun Valiliği olarak konunun incelenmesi için Araştırmacı Hayrettin Günay’ın görevlendirildiğini ve kendisinin de bir rapor hazırladığı belirtildi. Açıklamada, Günay tarafından hazırlanan raporda, Kolbastı müziğinin Giresun’un Dereboyu Kavaklar ve Sokakbaşı Meyhane türküleri ile oluştuğunun ifade edildiği kaydedildi.
Açıklamada, rapor içerisinde, “Giresun’un Dereboyu Kavaklar, Sokakbaşı Meyhane türkülerinin müziğiyle son yıllarda Trabzon’da oluşturulan, Trabzon Kolbastısı adıyla yaygınlaştırılan oyunun müziği Giresun’un, Trabzon’da söylenen, çalınan, oynanan biçimiyle de Erkan Ocaklı’nın başlattığı, yaygınlaştırdığı özgün beste değil Giresun Müziğinin söz değişikliğiyle yazıldığı biçimidir” denildiği vurgulanarak,” Bilimsel çalışmalarda ve güvenilir kaynaklarda ‘Trabzon Kolbastısı’ terimleri geçmemektedir. Müzik, Halkbilim konusunda ülkemizin önde gelen araştırmacılarından Mahmut Ragıp Gazimihal’in, Türk Halk Oyunları Kataloğu’nda Kolbastı Havalarına yer verilir. Karşılamaları da açıklar ve örnekler verirken Giresun, Bulancak, Görele anılır. Tiyatro tarihçisi, bilim adamı Metin And’ın Türklerde oyun kavramının tarihsel, toplumsal, psikolojik, yerel etkinliklerle anlatıldığı anıt yapıtında bölgelerin tüm oyunları sıralanırken Giresun için ‘Kol Oyunu’ örneği verilir başka örneklerin yanında. Trabzon için verilenlerse horon çeşitleridir. Aynı zamanda TRT Yayını Türk Halk Müziği Repertuarında da Trabzon Kolbastısı bulunmamakta, ama müziği ‘Sokakbaşı Meyhane’ kaynak kişisi Giresun Yöresinden Cemil Uzel, derleyen Ümit Tokcan ve noktalayan Yücel Yaşmakçı olarak yer almaktadır” denildi.
Açıklamada, raporda, Kolbastı’nın, Giresun’un ezgisi, türküsü olduğu ve kültür etkileşimi neticesinde de il dışına gittiği ve oralarda benimsendiğinin çok açık şekilde görüldüğü belirtilerek, şunlar kaydedildi:
“Türkiye’de bilimsel çalışmaların çoğu Cumhuriyet döneminde başlamıştır. İlk derleme çalışmasının 1926 da yapıldığı derlemelerde bulunmayan Kolbastı Havaları 1929, 1937, 1943 yıllarındaki derleme çalışmalarında saptanmıştır. Halkbilimci, yayıncı İ. Günday Kahyaoğlu’nun yönlendirmesiyle ve desteğiyle Süleyman Şenel’in Trabzon Bölgesi Halk Musikisine Giriş adıyla yayınladığı önemli yapıtta, Trabzon’un olmayan ama Trabzon’a ulaşan türkülerin, ezgilerin tümünün Trabzon’da yazıldığı belirtilmektedir. Örneğin; Terme Horon Havası, Tamzaranın Üzümü de alındığı gibi Trabzon’daki kaynak kişilerden kolbastı da alınmış. Süleyman Şenel’de bu türkülerin tamamının Trabzon Türküleri ezgisi olamayacağını vurgulamış. Bunların çoğu sonradan yapılan derleme çalışmalarında düzeltilmiştir. Kolbastı adıyla ilgili açıklamalar Halkbilimci Mahmut Ragıp Gazimihal’in Makalesinde de yer almaktadır. 1900′lü yıllarda yöremizde çapkınlar, bıçkınlar kimi delikanlılar uygun barınaklarda, evlerde, dere kıyılarında çalgılı eğlenceli oyunlar tertip ederlermiş. Eğlence yerleşim birimleri yakınındaysa kolluk güçlerinin baskınına karşı gözcü dikerlermiş. Gözcü baskını ‘kol geliyor’ tümcesiyle bildirirmiş, yeme içme, çalgı, oynama, oynatma tümden durmaz, önlem olarak ses azaltılır devinimler yavaşlarmış. Kolbastı’nın adı da bu eğlence biçiminden gelmektedir.
Sonuç olarak Kolbastı’nın Giresun’un ezgisi, türküsü olduğu ve kültür etkileşimi neticesinde de İlimiz dışına gittiği ve oralarda benimsendiği de çok açık şekilde görülmektedir”
Giresun Valiliği tarafından “Giresun Türküleri ve Oyun Havaları” isimli Giresun’a ait türküler, ezgiler ve oyun havalarını içeren bir kitabın hazırlandığı vurgulanan açıklamada, kitabın kısa zamanda piyasaya çıkarılacağı ifade edildi.
Kaynak:Giresungazete.net
''uzun süredir internetlerde tartışma konusu olan kolbastı hangi şehrimize ait bnde oylamayı size bırakıyorum
kolbastı trabzonun mu yoksa giresunun mu''
18.10.09
Gökoğlu diyor ki..
Kolbastı Türkiyenin Folklorun dahil olmuş bir milli oyun'umuz. Türkiye sınırlarını taşmış evrenselleşmiş bir oyun. Müziğiyle ritmiyle insanların gönlünü fet etmiş. Ha Giresun'un olmuş, Ha Trabzon'un. ne önemi var.
İki komşu şehir. O Yörenin olduğu kesin.Bu Vilayetlerin sınırlarını Adem peygamber çizmediya. Savaşlar ve göçler nedeniyle yeri karışmış olabilir.. ''Tavukmu yumurtadan çıktı yumurtamı tavuktan?'a benzemiş.
Şen ve esen kalınız.
Mesnetsiz bir tartışma, koyu milliyetçi bir yaklaşım üzerine değildi aktardıklarımız. Bilimsel bir uslupla aktarmaya çalıştık aktaracaklarımızı. Giresun kültürü ve Trabzon kültürü arasında aynı yörede oldukları halde ciddi farklılıklar vardır, dilinde, kıyafetinde, anenelerinde, müziğinde vs. Ben farklılıları birbirine karıştırmaktan daha çok ayrıştırıp belgelememiz gerektiğini savunurum her zaman. Böylece o kültürün kaynağıyla ilgili daha fazla anlatılacak ayrıntılar kalır sonraki nesillere. Yukardaki aktardığımız bilgileri "Ha Giresun'un olmuş, Ha Trabzon'un" gibi hazımcı bir yaklaşımla faydasız hale getirmeye çalışmanızı cidden anlayamadım. Forumdaki amacımız doğru ve kaynağı olan bilgiye ulaşıp bu bilgilerden "Faydalanmak isteyen kişileri" doğru bilgilendirmeye çalışmak. Sevimsiz, bir tarafı rencide edici, aşağılayıcı olmadığı sürece kişiler rahatsızlık hissetmeden her türlü bilgiyi aktarmalıdırlar.
''Yukardaki aktardığımız bilgileri "Ha Giresun'un olmuş, Ha Trabzon'un" gibi hazımcı bir yaklaşımla faydasız hale getirmeye çalışmanızı cidden anlayamadım. Forumdaki amacımız doğru ve kaynağı olan bilgiye ulaşıp bu bilgilerden "Faydalanmak isteyen kişileri" doğru bilgilendirmeye çalışmak. Sevimsiz, bir tarafı rencide edici, aşağılayıcı olmadığı sürece kişiler rahatsızlık hissetmeden her türlü bilgiyi aktarmalıdırlar.''
27.10.09
Gökoğlu diyorki..
Sn.rAsTer, Bu kolbastı konusunun cıvığı çıkmış ben farkında değilim. İlk defa bu sitede okudum ve iki kelam ettim. Keşke etmez olaydım. Bu kadar tepki gösterileceği aklımın değil hayalimde bir iğne ucu kadar yer kaplamaz.(hazımcı bir yaklaşım' yorumunuz beni çok ama çok incitti.) Cevap yazmak istemedim. Ama hazmedemedim. Aslında bu bir cevap değil. Bazı duygularımın esiri olmaktan kendimi kurtaramadım. Bari rAsTer ile paylaşayım dedim. İnşallah bu sefer kızmassınız.
Size bu hususda yapılmış yorumlardan bir demet sunacağım. O kişileri tanımam. Sırf kim ne demiş diye gezindim.
''Çiftetelli hangi ilimize aittir ?
böyle bir soru ve sorun olmaz çünki bu bir halk oyunun ana çatısıdır yöreye göre şekillenir İstanbul Çiftetellisi Adana Çiftetellisi Çarşamba Çiftetellisi varda var hatta ülke dışında bile rastlayabiliyoruz.
Kolbastı hangi ilimize aittir ?
ama böyle bir soru ve sorun var halbuki buda bir halk oyununun ana çatısıdır yöreye göre şekillenir.
''Giresun Kolbastısı "Dere Boyu Kavaklar" türküsünün sözsüz halidir ve bir ritim yukarıdan çalınır.Fingil olarakta adlandırılmaktadır.
''Trabzon Kolbastısı "Yaylanın Çimenine Kuzu Yayılır Kuzu" türküsünün sözsüz halidir ve bir ritim yukarıdan çalınır.Faroz Kesmesi olarakta adlandırılmaktadır.
Samsun Kolbastısı yörede hala oynanmaktadır "Şu Samsun'un Evleri" türküsünün sözsüz halidir
Zonguldak Kolbastısı yörede hala oynanmaktadır "Karga" türküsünün sözsüz halidir
''eeeeeeeeeee Metelik Oyun Havası hangi ilimize aittir ?o zaman
böyle bir soru ve sorun da olmamalı çünki buda bir halk oyunun ana çatısıdır yöreye göre şekillenir
Samsun Metelik Oyun Havası
Ordu Metelik Oyun Havası
Giresun Metelik Oyun Havası
Trabzon Metelik Oyun Havası vardır.
Hatta Karadenizli göçmenlerce Ege ve Akdenize'de götürülmüş ve "Metelik Zeybeği" oluşmuştur.Çünki ; örneğin "Samsun Meteliği" çok ağır abi bir oyundur oldukça erkeksidir sadece erkekler oynar Efe Seymen Zeybek tavırları ile bezerlikleri vardır.Kastamonu'da rastladığımız Sepetçioğlu Zeybeği'de Metelik tavırlıdır.
gelelim günümüze bugünki gençlerin oynadığı ve tartışmalara konu olan popüler oyunun adı ne Kolbastıdır nede Meteliktir.Bu oyunun adı Hoptek'tir.Kolbastının Metelikten türemesi gibi Hoptek de Kolbastıdan türemiştir.
rahmetli Erkan OCAKLI "Yaylanın Çimenine" türküsüne yeniden söz yazıp "Oynayalım Uşaklar Trabzon Kolbastısı" deyince işler iyice karışmıştır.
Benim tahminim ileride Hoptek içinde bu tartışma yapılacak yok bu ilin yok şu ilin ama gerçek bu işte birbirimizi kırmaya ise hiç gerek yok "KARADENİZLİLERE" ve "KARADENİZLİLİĞE" bu hiç yakışmaz arkadaşlar.
Evet dostum bay rAsTar; Ülkelerin sınırları kanla çizilir. Vilayetlerin de kendine özgü sınırları vardır. Bu sınır tayininde yemek zevki,oyun havası, giyim tarzı belirlemez. İki komşu vilayette adet anane, gelenek, görenek iç içe girmiştir. Bir vilayetten öbürüne kız gelin gidince kültürünüde beraber götürür. Orada yoğrulur bunu ayıramazsın. Bu bir nevi bir bardak çay'a benzer. Şekeri benden, çayı senden bir bardakda buluşturalım. Sonra bu bir bardak çay kimin oluyor. (kolbastınında oyunu bir vilayetin-Müziği bir vilayetin deniyor) ayrıştırmak mümkünmü?
Yanlış anlama ben ne Giresunluyum nede Trabzonlu. Annem babamda iki ayrı vilayetten değil. Ben karması olupde hakgeçmesin ha Giresuun, ha Trabzonun ne fark eder derken öyle bir durumda yok ortada.
Benim kimseyi kırmak, gücendirmek gibi bir mizacım yoktur. Bizde bir tabir vardır.'' sen bilirsin denildiğinde değirmende kavga olmaz'' her zaman
olmasada bu benim dusturlarımdan biridir. Hiçbir zaman bağcı dövmek değil ÜZÜM YEMEKTİR maksadımız.
Çok uzattım belkide başını ağrıttım. Son olarak sizden istihamım. Bu kunu
benim için bitmiştir. Özellikle rica ediyorum bana bu konuyu açmayınız.Başka pulvarlarda istediğiniz kadar tartışabilirsiniz. Beni aşıyor.
Şen ve esen kalınız.![]()
değerli arkadaşım akasya 1 yazdıklarına aynen katılıyorum
kolbastı veyahut hoptek ha giresunun olmuş ha trabzonun
nu farkeder hiç bir şey farketmez ben trabzonluyum rastır giresunlu
ama burda aynı sitede beraberiz. aynı zamanda aynı mahallede
arkadaşız aslında ben rastırla dalaşmam lazım kolbastı trabzonun
giresunun diye fakat dalaşmam çünkü bu oyun nu trabzonun ne
giresunun bu oyun türkiyenin oyunudur rastır efendi sen istediğin kadar
giresunun oyunu de bırakalımda buna halk karar versin.
geçici heveslere duygu dolu sözlere yer yok benim kalbimde maksat bir sevgili uğruna ölmek değil uğruna ölecek gerçek bir sevgili bulmaktır
Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)